İki kere iki dördün harika bir şey olduğunu kabul ediyorum ama iki kere ikinin beş etmesi daha harika bir şeydir.
MESAJ KUTUSUNA MÜZİK BIRAKABİLİRSİNİZ
Mühim olan engelli olmak değil, engellere rağmen yaşamayı becerebilmektir… Engelli olmak sorun değil, engelliye engel olmak sorundur. Engel onlarda değil; onları engelli gören zihinlerdedir. Empati kurarak engelleri kaldırmak, herkes gibi toplumsal hayata tam katılmalarını sağlamak, hepimizin vazifesidir. Sevgi varsa engel yoktur.
Teröristler ne demişti? Bayrağı asmayacaksın! İstiklal Marşını söyletmeyeceksin! Andımızı okutmayacaksın! yoksa seni vururuz demişlerdi. Ben Bayrağı asarım! İstiklal marşını söyletirim! Andımızı okuturum! sizde vurursunuz diyen Saygıdeğer Hocama sevgiler...
Yazar Rukiye Türeyen, %98 engelli ancak, kendisine bakan annesine bir ev alabilmek için tek parmağı ile kitap yazdı. Bize de alıp okumak ve destek olmak düşer...
Savaşın karanlığını ve vahşetini Bosnalı Zehra'nın ışığından okuyun... Zehra, tüm hayatını altüst eden savaştan önce kendi halinde yaşayan orta halli Begoviç Ailesi'nin, meraklı, hayalperest ve umut dolu "Küçük Kız Kardeş'idir. Ailesi ölüm, tecavüz, şiddet ve açlığa rağmen bir arada kalmak için çok mücadele vermiş ama binlerce Bosnalı gibi onlar da insanın insana yapabileceği bu en büyük kötülük karşısında bir arada kalmayı başaramamıştır.
Zehra, yeni bir hayat kurma umuduyla dağılan ülkesini, evini, ölülerini, kayıplarını, sevgili köpeğini ve en iyi arkadaşı Milena'yı geride bırakarak annesi ve ortak sırlarıyla birlikte yola çıkar. Bir kamyon kasasında hiç bilmedikleri bir ülkeye, Danimarka'ya kaçıp orada yeni bir yaşam kurmaya çalışırlar. Ancak savaşın izlerinden kurtulmak kolay olmadığı gibi mülteci kampında yaşanan açlık, sefalet, belirsizlik ve umutsuzluk da yeni bir yaşam kurmayı iyice zorlaştırır.