Elçi Bey'in Dayısının Kızı Humar Hanım Anlatıyor
"Elçi Bey devlet başkanı olduğunda yakın akrabası ve aile ferdi olarak sık sık onun yanında kalırdım. Bey'in ailesi, Almurat'ın Yasamal’daki evinde onun ailesi ile aynı yerde çok sıkışık şartlarda yaşıyordu. Evin her zaman gelen gideni çok olurdu. Çocukluğumuzdan beri Bey'in huyunu iyi bilirdim. O herhangi bir sözden hoşlanmadığı zaman kaşları çatılır, alnı kırışırdı. Bir gün ben ona çok yumuşak bir dille, yine de çekine çekine söyledim; "Kardeş, iki ailenin bir yerde yaşaması çok zor oluyor, çocuk ödevlerini hazırlamakta çok zorluk çekiyor. (çocuk derken, kızı Çilenay'ı kastediyordum) Senin ailen için de bir ev olsa iyi olurdu" Bu sözlerimin onda nasıl bir etki yaptığı yüzündeki ifadeden belli oluyordu, yüzü gözü ekşimişti. Sanki kötü bir şey yapmıştım. Yüzüme baktı, tane tane söyledi; -Öyle günler oldu ki, o evde otuz kişi bir arada kaldık. Peki şimdi, ben devlet başkanıyım diye yere göğe sığmaz mı olduk. Bugün, beş çocuklu kaçkın (Karabağ muhaciri) anayı kabul ettiğimden beri hâlâ kendime gelemiyorum. Onun çocukları çadırda yaşıyor. Çadırlarda yaşayan daha yüzbinlerce çocuk var. Benim çocuklarımın onlara üstünlüğü nedir, onlar yerden mi bittiler?" Ona bu sözleri söylediğime hâlâ da pişmanım.”