Karşısında kendini küçük ve zayıf hissetmenin garip ve güzel bir şey olduğu tek gücün bir annenin gücü olduğunu biliyordu. Ama çok uzun zamandır annesi yoktu, omuzlarındaki ağırlığı alacak kimsesi de yoktu.
Ölümsüz devletin tanrısallığı ve yanılmazlığı, meğer insanı yalnızca ezmiyor, onu koruyor, güçsüzlüğünü teselli ediyor, önemsizliğini, hiçliğini mahzur gösteriyormuş; devlet sorumluluğun bütün yükünü kendi demirden omuzlarına alıyor, insanların vicdanını ham hayallerden kurtarıyormuş.
Ruhundaki her şey birbirine karışmıştı, azap veren pişmanlık duygusu büyüyordu. Tanrı gibi yanılmaz olan devletin suçunu itiraf ettiği o saatte Nikolay Andreyevich devletin yeryüzündeki ölümlü bedenini hissetti, devletin de tıpkı Stalin gibi düzensiz kalp atışları ve idrarında albümin vardı.
Stalin plansız bir şekilde, emir veren organların emirleri olmaksızın öldü. Stalin, bizzat Stalin yoldaşın özel emri olmaksızın öldü. Ölümün bu serbestliğinde, aklına estiği gibi davranmasında devletin en gizli özüne ters düşen dinamit gibi bir şey vardı.