Her Şey Geçip GiderVasili Grossman

·
Okunma
·
Beğeni
·
675
Gösterim
Adı:
Her Şey Geçip Gider
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
264
ISBN:
9789750716096
Kitabın türü:
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Yayınevi:
Can Yayınları
Yaşam ve Yazgı adlı dev epik romanıyla XX. yüzyılın, en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilen Vasili Grossman, son eseri olan Her Şey Geçip Gider'de, hikâyeyi Yaşam ve Yazgı'nın kaldığı yerden, Stalin sonrası dönemden başlatıyor. Şaşırtıcı bir dinginlikle, insanı tarihsel ve felsefi bir derinliğin içinde, gösterişten uzak bir şekilde ele alarak belki de en kalıcı romanını yazıyor. Bu üslup bir yandan Çehov'un lirizminin, öbür yandan Tolstoy'un dramatik dünya görüşünün izlerini taşıyor.

Her Şey Geçip Gider, Rusya tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan zorunlu çalışma kampları döneminin sonrasını anlatıyor. O kamplarda otuz yıl geçirdikten sonra Moskova'ya dönen İvan Grigoryeviç, artık tamamen yabancısı olduğu bir toplumda yerini aramakta, geçmişiyle hesaplaşmaktadır. İvan'ın hikâyesi, vicdanı ile kariyeri arasında bir seçim yapmak zorunda kalan bilimadamı Nikolay, utanç içinde yaşamını sürdürmeye çalışan ihbarcı muhbirler ve son olarak da, sevgilisi Anna Sergevya'nın yaşadığı derin acılarla kesişerek, bu eski mahkûmu tarihin en büyük trajedilerinden birinin simgesi haline getirecektir. Ancak, bu büyük trajediyi Dante'nin Cehennem'ini aratmayacak bir berraklıkla aktaran Grossman'ın asıl büyüklüğü, insana olan inancını asla kaybetmemesinde ve tüm acılara rağmen tarihin özgürlüğe doğru engellenemez ilerleyişini anlatabilmesindedir.
(Tanıtım Bülteninden)
Ünlü Rus gazeteci Vasili Grossman'ın , Yaşam ve Yazgı'dan sonra yazdığı son eseri. Yazarın,son günlerini geçirdiği hastahane odasında ,müsveddelerine son şeklini verdiği, hatta hastalığı ve ölümü dolayısıyla yarım kaldığı bile söylenen muhteşem eseri.

Öncelikle şunu söyleyeyim,kitap muhteşem bir bilgi hazinesi. Kitapta Sovyet Rusya'nın, Ekim devrimine gidişinin, devrimin, devletin kuruluşunun, sonrası olayların, milyonlarca kişinin öldüğü 1932 olaylarının, yine milyonlarca kişinin öldürüldüğü, hapsedildiği, Sibirya kamplarına sürüldüğü 1937 yılı olaylarının, o kamplardaki yaşamların ve ülke içinde 1960 ' lı yıllara kadar gelişen diğer olayların geniş bir anlatımı yapılıyor. Yazar, bütün bu olayları, henüz gencecik bir üniversite öğrencisiyken, tesadüfen, özgürlük üzerine yaptığı bir konuşmasından dolayı,önce üniversiteden atılan daha sonra tutuklanarak hayatının 30 yılını Rusya hapishanelerinde ve Sibiryadaki çalışma kamplarında geçiren İvan Grigoryeviç isimli bir kişinin ve etrafındakilerin üzerinden kurgulayarak bir roman havasında bize aktarıyor.

Hangi siyasi görüşte olursanız olun, bugüne kadar hangi siyasi, sosyal,ekonomik ve felsefi kitapları okuduysanız okuyun, hangi ideolojik yazarın fikirlerini benimsediyseniz benimseyin, bütün açık yürekliliğimle söylüyorum, eğer bu kitabı okumadıysanız veya okumazsanız, çok büyük yanılgılar içerisine düşersiniz. Çünkü bir ideoloji veya onun uygulaması olan yönetim şekli teorikte farklı, uygulamada ise tamamen zıt bir hal alabiliyor.

Tamamen gerçek olaylardan kurgulanılarak yazılan bu muhteşem eserin mutlaka ama mutlaka okunmasını tavsiye ediyorum.
Her Şey Geçip Gider yapı olarak bir roman özelliği taşısa da bir tarih veya sosyoloji kitabı olarak da okunabilir. Kitabın merkezinde İvan Grigoryeviç'in Gulag'da otuz yıl sürgün hayatı yaşadıktan sonra özgürlüğüne kavuşup hayatta tutunma mücadelesi yer alıyor. Bunun yanı sıra kitapta Stalin döneminde yaşanan baskı, insanların çalışma kamplarında yaşadığı acılar, parçalanan aileler, açlıktan ölen milyonlar tarihsel gerçekler doğrultusunda ele alınıyor. Yazar, romanı yazmaya 1955 yılında başlamış ve 1963 yılına kadar sürmüş. Ancak yazar öldüğü 1964 yılında hastanede yatarken bile romanı gözden geçirmeye devam etmiş. Dolayısıyla roman tamamlanamamış. Her ne kadar tamamlanamamış olsa da roman da Rus halkının yaşamış olduğu acılar ustaca aktarılmış.
"Grossman okura yüklenerek kendi acısından kaçmaya çabalamaz. Grossman sadece, çok az hatırlanan milyonlarca insanın hayatı ve ölümü için elinden geleni yapmaktadır."
Tarihi belgeler niteliğinde bir kitap, hayal mahsulu değil: "Grossman hayat dolu yazar ama oyuncu değil".
Eski çarlık dönemi subayları, monarşik bir örgüt kurdukları için kampa düşmemişlerdi. Böyle bir örgüt kurabilirlerdi, diye hapisteydiler.
Vasili Grossman
Sayfa 108 - Can Yayınları - Eylül - 2013
Karısıyla dans eden ve içinde kıskançlık duyguları uyandıran iş arkadaşını, bir masa başında kendisiyle dalga geçen nüktedan birini ve hatta mutfakta kendisini itekleyen komşusunu hedef alan ihbar mektupları yazar.
Vasili Grossman
Sayfa 81 - Can Yayınları - Eylül - 2013
Stalin'in korktuğu pek az kişi olmuştur, fakat özgürlükten yaşamının sonuna dek hep korkmuştur, özgürlüğü öldürüp cesedinin önünde yalakalık yapmıştır.
Vasili Grossman
Sayfa 219 - Can Yayınları - Eylül - 2013
Rus yaşamında Lenin tarafından yapılan yıkım çok büyüktü. Lenin toprak sahipliği düzenini yıktı. Lenin fabrikatörleri, tüccarları yok etti.
Vasili Grossman
Sayfa 205 - Can Yayınları - Eylül - 2013
Ölüm köyde kol geziyordu. Önce çocuklar, yaşlılar, sonra orta yaşlılar. Ölüleri ilk başlarda gömüyorlardı, sonra bıraktılar. Cesetler öylece sokaklarda, avlularda yatıyorlardı, en son ölenler ise evlerde yatıp kalmışlardı. Ortalık sessizleşmişti. Bütün köy ölmüştü.
Vasili Grossman
Sayfa 155 - Can Yayınları - Eylül - 2013
Hayır, kulakların tasfiyesi sırasında açlık yoktu, sadece ekili alanlar azalmıştı. Açlık ise 1932' de başladı, kulakların topraklarının kamulaştırılmasından iki yıl sonra.
Vasili Grossman
Sayfa 137 - Can Yayınları - Eylül - 2013
Kulakları öldürmek için onların insan olmadıklarını ilan etmek gerekti. Tıpkı Yahudiler insan değildir diyen Almanlar gibi. Lenin de, Stalin de kulakların insan olmadığını söylediler. Doğru değildi ! İnsandı, insandı onlar !
Vasili Grossman
Sayfa 141 - Can Yayınları - Eylül - 2013

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Her Şey Geçip Gider
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
264
ISBN:
9789750716096
Kitabın türü:
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Yayınevi:
Can Yayınları
Yaşam ve Yazgı adlı dev epik romanıyla XX. yüzyılın, en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilen Vasili Grossman, son eseri olan Her Şey Geçip Gider'de, hikâyeyi Yaşam ve Yazgı'nın kaldığı yerden, Stalin sonrası dönemden başlatıyor. Şaşırtıcı bir dinginlikle, insanı tarihsel ve felsefi bir derinliğin içinde, gösterişten uzak bir şekilde ele alarak belki de en kalıcı romanını yazıyor. Bu üslup bir yandan Çehov'un lirizminin, öbür yandan Tolstoy'un dramatik dünya görüşünün izlerini taşıyor.

Her Şey Geçip Gider, Rusya tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan zorunlu çalışma kampları döneminin sonrasını anlatıyor. O kamplarda otuz yıl geçirdikten sonra Moskova'ya dönen İvan Grigoryeviç, artık tamamen yabancısı olduğu bir toplumda yerini aramakta, geçmişiyle hesaplaşmaktadır. İvan'ın hikâyesi, vicdanı ile kariyeri arasında bir seçim yapmak zorunda kalan bilimadamı Nikolay, utanç içinde yaşamını sürdürmeye çalışan ihbarcı muhbirler ve son olarak da, sevgilisi Anna Sergevya'nın yaşadığı derin acılarla kesişerek, bu eski mahkûmu tarihin en büyük trajedilerinden birinin simgesi haline getirecektir. Ancak, bu büyük trajediyi Dante'nin Cehennem'ini aratmayacak bir berraklıkla aktaran Grossman'ın asıl büyüklüğü, insana olan inancını asla kaybetmemesinde ve tüm acılara rağmen tarihin özgürlüğe doğru engellenemez ilerleyişini anlatabilmesindedir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Necmettin Zafer
  • Erol Muzaffer
  • mehmet aysu
  • Ell
  • Ahmet Aslan
  • orhan kılıç
  • İrem
  • Esra
  • mehmet temiz
  • Erol

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (3)
9
%40 (4)
8
%20 (2)
7
%10 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0