Kitabı bitirdikten sonra buradan ve ekşi sözlükten bazı okurların kitap hakkındaki yorumlarına baktım. Kitabı öve öve arşa çıkaranlar kadar "hiç beklediğim gibi değildi, şu kısımları geçerken işkence gibi geldi, bu kısımları sadece kitaba artık başlamış olduğum için okuyayım da bitsin diye okudum" benzeri yorumlar yapanların da olduğunu görebilirsiniz. Bu çelişkinin nereden doğduğunu size şu şekilde özetleyebilirim, kötü yorumları yapanların bir çoğu doğaüstü, korku ve psikolojik gerilim türü kitaplarla "tatmin" olan ve bu kitapta da aradığı kriterleri görünce okumaya başlayan okurlar. Fakat arkadaşlar, öyle ilk sayfasından başlayıp en son sayfasına kadar her yerde korku, şiddet, gerilim, acı, vahşet okumak isteyenler STEPHEN KING OKUMASIN. Zira kendisinin böyle bir kitabı yok. Hâlâ yazmaya devam ediyor ve bundan sonra da böyle bir kitap yazmayacak asla. Emin olabilirsiniz. Tarzı değil.
Bu kitap yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen anlatım tarzı ve olay örgüsünü sürükleme biçimi açısından bana çok geniş bir kavrayış sağladı. Yazarımız hikayesini gerçek yaşamın içine yerleştirebilmek için, daha önce hiçbir yazarda rast gelmediğim ve büyük ihtimalle de gelemeyeceğim kadar olağanüstü nitelikte bir betimleme becerisiyle önce olayların cereyan edeceği ortamı, daha sonra karakterleri, sonra karakterlerin iç dünyalarını ve duygu durumlarını ve düşüncelerini, sonra da aile içi bağları ve diğer insanlarla ilişkileri ÇİZİYOR. Çiziyor evet, çünkü okurken fark edeceksiniz ki hepsi gözünüzün önünde canlanıyor ve yazar anlatırken kahramanlarla beraber siz de aynı ortamlarda geziniyorsunuz, karakterlerin duygularını en derininizde şiddetle hissediyorsunuz. Ve bu etkili betimleme sanatıyla yazar, olaylar vuku bulurken tüm duyguları size hissettirmeyi başarıyor. Karakterlerin