Bir sultanın meclisinde bulunan adamlardan biri hiç konuşmuyormuş. Sultan "Niye konuşmuyorsun?" diye sorduğunda "Doğruları söylesem sizden korkuyorum, yanlışları söylesem Allah'tan korkuyorum" demiş.
Her günün hâli, dünkü günün hâline benzemez. Håller, ırmak gibi akar gider. Onu bağışlayacak, akışını durduracak hiçbir şey yoktur. Her günün sevinci, bir başka çeşittir. Her günün düşüncesinin başka bir tesiri vardır. Ey genç, şu beden bir misafirhanedir. Her sabah o eve yeni bir misafir (dert, düşünce) gelir. Sakın, "Bu misafir bana yük olur, kalır" deme. Biraz kalır sonra yine geldiği gibi gider, yokluğa karışır. O görünmeyen cihandan, gayb âleminden gönlüne gelirse, onu bir misafir say, onu hoş tut, güler yüzle karşıla.
Kibirli insan, kıymet boyu kısa olduğu için kendini yüksek göstererek parmakları üzerine kalkarak insanlarla ilişki kurar. Ama kıymet boyu yüksek olan kişiler ilişkilerini eğilerek kurarlar. Kıymet boyları yüksek olduğu için dünya ile alçakgönüllü bir ilişkileri vardır. Kibirliler ise hep kendilerini göstermeye çalışırlar. Aslında kibirli insanlar özgüven eksikliği olan insanlardır. Bu, narsistik kişilerin özelliğidir. Kendilerini aslında değersiz gördükleri için sürekli olarak kendilerini ispatlamaya çalışır ve överler. İçinde bulundukları hâlin farkına da varmazlar. Bu nedenle hak etmedikleri şeyleri kendilerine mal ederler.
Yüce Allah Hz. Musa'ya:
"Ya Musa, bana günahsız bir ağızla dua et!" diye seslendi. Hz. Musa:
"Ya Rabbi! Bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir
ağızla dua edeyim?" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Başkalarının ağzıyla dua et; çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olamazsın. Öyle hareket et ki, diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler veya kendi ağzını temizle, Allah'ın adı temizdir, onu zikreden ağız temizlenir" buyurdu.
California Sendromunun dört tane belirtisi vardır. Birincisi; zevke düşkünlük, hedonizmdir. Bu kişiler zevk peşinde koşmayı yaşam amacı olarak görürler. Bu nedenle doyumsuzdurlar. "Hoşuma giden iyidir, hoşuma giymeyen kötüdür" şeklinde bir yaşam felsefeleri vardır. Bu kişilerin ikinci özelliği benmerkezci ve bencil oluşlarıdır. Kendi zevklerini ön planda tutarlar. Mesela bu tip kişiler eşi ya da çocuğu hasta olsa rahatı bozulduğu için evliliğini bitirebiliyor. Üçüncü olarak bu kişiler yalnızdırlar. Benmerkezci oldukları için yanlarındaki herkes onların dediklerine uymak zorunda kalıyor ve bu durum uzun süre mümkün olamayacağından sonunda yalnız kalmaya mahkûm oluyorlar. Ancak güç ve paraları varsa yalnız kalmıyorlar. Dördüncü aşamada da mut- suz, depresif oluyorlar. Bu kişilerde zevk bağımlılığı oluşu yor. Mesela Romalıların son zamanlarında da vardır; yemek yedikten sonra bilerek istifra edip tekrar yemek yemelerini bunlara örnek olarak gösterebiliriz.