Fâtima Aygur

Fâtima Aygur
@fatimaygr
Hoşnut olman için sana acele ile geldim Rabbim... (Taha - 84)
Çincede "kriz" kelimesi iki karakterden oluşur; "tehlike" ve "fırsat" karakterlerinden. Yani krizin olduğu yerde tehlike de vardır fırsat da.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İmam-ı Azam hazretleri arkadaşlarıyla bir yere giderken uzun boynuzlu bir öküze denk geliyor. İmam-ı Azam öküzün önünden geçmiyor, arkasından dolanıyor. Bunun üzerine "Hocam, korktunuz mu?" diye soruyorlar. İmam-ı Azam hazretleri de "Hayır!" diyor, "Onun boynuzları varsa benim de aklım var." Yani "Öküzden korkmam" diyerek yiğitlik taslamanın bir anlamı yok. Öküzün boynuzuna karşı onun da silahı aklı.
Bazı insanlar yaptıkları hatadan ders çıkarır ve aynı hatayı ikinci kez işlemezler. Bir de akıllı insanlar vardır ki deneme yanılmayla hiç vakit kaybetmez, başkalarının hatalarından ders çıkarır ve o hataya hiç düşmezler. Kimileri de aynı hataya tekrar tekrar düşerler. İşte bu, burnunun dikine giden insan modelidir. İnsanların tecrübelerinden ders çıkarmak ve içinde öneri olan eleştirileri korkmadan kabullenmek hayatımızı kolaylaştırır.
Sayfa 65·Kitabı okudu
"Vücuttaki en özgür hücre hangisidir?" diye sorsak cevabımız kanser hücresi olur. Çünkü kanser hücresi yanındakini yutar, vücuda giren kan şekerini diğer hücrelerin üç beş misli daha fazla tüketir. Hızla büyür. Çünkü özgürdür. Ama burada sorumsuz ve şeytani bir özgürlük vardır. O derece özgürdür ki büyür büyür, bütün dokuları yok eder ve vücutla birlikte en sonunda o da ölür. İşte bu sınırsız, narsistik özgürlüktür. Bencil insan da böyledir. Hep kendini önemser, kendini merkeze alır. Özgürlükleri kendine göre yorumlar. Hak duygusunda da kendine öncelik verir. Kendini birinci planda tutar. Eşiyle problem yaşadığı zaman "Dünyaya bir defa geldim" der ve evliliği bitirir. İşyerinde kendi çıkarına uymayan bir şey olduğunda "Benim özgürlüğümü kısıtlıyor" der, onu reddeder. İşte bu narsistik kişilik yapılanmasıdır. Bunlar sosyal dokudaki kanser hücresi gibidirler. Eğer bunlara sınır koymazsak, "Yanlış yapıyorsun" demezsek gittikçe büyürler. "Özgürlüğü var" diyerek çocuğun her dediğini yaparsanız, onu küçük bir hükümdara dönüştürürsünüz. Küçük bir canavar olur. Çocuğun her istediğini yapmak ona özgürlüğünü vermek demek değildir. Anne-babanın amacı çocuğu o an mutlu etmek değil, onu geleceğe hazırlamaktır.
Bilgi sahibi ve bilge olan kişi ilmi önce kendisine uygular. Bu noktada, âlim-bilge-arif kişi özelliklerini de iyi bilmek gerekir. Alim kişi ilim sahibidir ve ilmini başkalarına anlatır. Heykeltıraş mermere, marangoz ahşaba şekil verir, âlim kişi de diğer insanlara. Bilge kişi ise öncelikle kendine şekil verir. Arif olan insansa hem kendine hem de başkalarına şekil verir. Mevlana'ya bakacak olursak, onun bilgeliği de aşarak ariflik makamına yükseldiğini görürüz. Onun bilgeliği "Halk içinde Hakk ile beraber olmak" tarzındaki bilgeliktir. Bu daha kalıcı olan bilgelik türüdür. Asırlara damga vurmasının sebeplerinden biri de budur.