Fatimə

Daha doğmamış çocuğun kaderi bile iyi yazılmışken neden bazılarının da doğar doğmaz sokağa atıldıklarını merak ediyorum.
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Filan bölümün falan memurunun çizmesinden parmakları görünüyor, ceketinin dirsekleri yıpranmış derler. Sonra eve gidip bütün bunları yazarlar ve bu çöplüğü yayınlarlar... Peki benim dirseklerimin yıpranmış olması onu ne ilgilendirir? Lütfen kaba tabirimi bağışlayın Varenka ama zavallılarda da tıpkı sizin kadınsı utangaçlığınıza benzeyen bir sıkılganlık vardır. Kabalığımı affedin, siz kimsenin içinde soyunmazsınız değil mi? Aynı şekilde onlar da, insanların onların gizli köşelerine dalıp özel hayatını öğrenmelerini istemezler.
Edebiyat
Zavallı insancıklar hassas olur, doğa onları böyle yapar. Bunun eskiden beri farkındayım. Zavallılar titiz olur. Dünya görüşleri biraz değişiktir. Karşılaştığı herkese gizlice, yan yan bakar, kendisi hakkında konuşup konuşmadıklarını duymak için kelimelere dikkat eder. Acaba suratına bakılacak biri olmadığını mı söylüyorlar? Neler hiss ettiğini mi merak ediyorlar? Nasıl biri olduğunu mu düşünüyorlar?
Edebiyat
Param yoksa ve çay bile alamıyorsam bundan söz etmeye ne gerek var? Sanki herkes çay içmek zorundaymış gibi! Ben ne yiyorlar diye insanların ağzının içine bakıyor muyum? Şimdiye kadar kimi aşağılamışım? Yo hayatım, benimle uğraşmayan insanları neden aşağılayayım?
Edebiyat
Ben hep böyle ürkek, yabani biriyim; alıştığım bir yerde uzun süre yaşamayı severim. İnsanın alıştığı yer iyidir; acıyla yaşasan da, her şeye rağmen daha iyidir.
Sayfa 106
Edebiyat