Aşk yürek işi! Duygularla sarmalanmış... Beynin güç kazandığı, öne çıktığı yerde yüreğin işlevi geri plana düşüyor. Düşünceler ve mantık ağır basıyor. Tıpkı benim yaşadığım gibi.
Beraberliklerde oluşması doğal sayılan "sahiplenme" güdüsünün, bu derece aşırı boyutlara ulaştığını nasıl oldu da fark edemedim? Üzerine şiirler döktürdüğü o "özgürlük" kavramı nerede kaldı? Yalnız düşüncelerdeki kavramsal özgürlüğün, ne denli güdük ve inandırıcılıktan uzak kalacağının bilincinde değil mi? Hayır, kimsenin beni bu derece sahiplenmesine, giyimime, davranışlarıma kendince yön vermeye çalışmasına izin veremem.