Fatma Özdemir

Atatürk’ü okumak beni her zaman duygulandırıyor. Onu tam olarak anlayamamış ve ona layık olamamış bir millet olmanın verdiği burukluk… Onun çocuk kalbinin bile ne kadar büyük olduğunu düşündükçe, Tanrı’ya binlerce kez şükrediyorum; Atatürk bize nasip olmuş bir lider.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyanın en güzel intikamı, sana yanlış yapan birini hayatından tamamen çıkarmak ve ona yeniden yer açmamaktır. Sanki hiç tanımamışsın gibi, hayatına hiç girmemiş gibi… Bu; bir akraba da olabilir, bir aile üyesi de, bir arkadaş da. Bunu yapabilmek insana gerçekten büyük bir huzur verir. Kimseye karşı intikam alacak kadar nefret taşımaya gerek yok. Bu tür ağır ve yıpratıcı duygular insanı içten içe tüketir, hem zihni hem kalbi yorar. Kendini böyle bir yükün altına sokmaya değmez. Benden uzak olsunlar, Allah’a yakın olsunlar; hatta benden daha iyi olsunlar. Yeter ki herkes kendi yolunda kalsın. Kimsenin nefretiyle, öfkesiyle ya da içsel çatışmalarıyla uğraşmak zorunda değiliz. Çünkü gerçekten birine nefret beslemek ya da intikam düşünmek insanı yoran, ağırlaştıran bir şey. Buna gerek yok; insanın kendini koruması, en sağlıklı mesafeyi koyabilmesi yeterli.
Hayat insanı her şekilde sınar. Bazen vazgeçmen gerekir, bazen düşmen. Umutla girdiğin yollardan bir sokağa çıkmaman gerekir. Acıya karşı hissizliği öğrenmek için. Olmadığında zorlamamak için. Bazen büyümek gerekir. Yokuşlardan düşmek, tekrar ayağa kalkabilmek için. Çiçek soldu, vazonun bir önemi kalmadı. İstesem düzeltirim, elimden gelir ama sadece benim gayretimle düzelmiş tek bir şey daha görmeye tahammülüm kalmadı, o yüzden sessizim. Aramız bozulmasın diye uğraştığım herkes bencilleşti. Zor anında yanına koştuklarım nankörleşti. Yüzüne gerçekleri vurmayıp susmayı tercih ettiğim herkes kendini haklı zannetti. İnsanlar böyledir , mesafe iyidir. Ertelenen bir arama , geç kalınan af dileyişler, geç gelen farkındalıklar, o anın güzelliğini kaçırmalar, içinden geleni söyleyemeyişler insanın omzunda bir yük olarak duruyor. O yüzden içinizden geleni yapın, taktiksiz, tertemiz ve içten. Kazanıp kaybetmenin bir önemi yok, ölüm var. Kadınlar cesur adamları sever , akışına bırakıp kenarda bekleyenleri değil. Gidişatı değiştiren, yön veren ,bahaneler altında ezilmek yerine çözüm üreten adamları... Bir yerde okumuştum; "İstediğin kadar taşı sula,Çiçek açmaz. " Diyordu. Bu cümle bir şeylerden vazgeçme eşiğiniz olsun.
ne biliyim ya, allah bize öyle bi yardım etsin ki öyle bi yoluna girsin ki hayatımız tüm nasipsizliğimizi unutalım. Bu duayı az önce okudum o kadar ihtiyacım vardı ki darda kalmış herkesin içini ferahlatır inşallah
Öğretmenler ölüyor, kadınlar ölüyor,sokakta çoçuklar ölüyor,depremde insanlar enkaz altında kalıp donarak ölüyor,otellerde insanlar yanarak ölüyor asla söyleyecek sözleri yok üsüne adaletleri de yok…