Kasvetli bir mahallenin tüm yaşantısının küçük bir çocuğun gözünden incelenmesi, çocuğun psikolojik durumunu bu yaşantının ne denli etkilediğini ve tepkilerinin neler olduğunu muazzam bir biçimde işleyen yazar; mutlaka kendimizden bir parça bulacağımız bu evleri ve sokakları tüm gerçekliği ile kağıda dökmüş. Ali Ekber'in kendisinden yaşça büyük insanlar ile kurduğu iletişim ve hisleri bir çocuğun kaos ortamında kendi iç dünyasında neler yaşayabileceğini de gözler önüne sermektedir. Sembolik olarak kullanılan "Ak Deve" figürü de Ali Ekber'in (ana karakter) korkularından biridir. Zira Ak Deve hangi evin önüne durursa orada bir ölüm olacağı düşünülür. Müziğin hayatımızdaki konumunu da es geçmeyen Elçin, kurtarıcı ve dinlendirici niteliği ile kulağımıza çalınan bir sesin bizi kısa süreliğine de olsa dinlendirebildiğini, acılarımızı ifade etmemizde bize yardımcı olduğunu da aktarmıştır. Bazı olayların ardından çalınan kaval da bunu ifade etmektedir. Okuyucu, satırlarda geçen her şeyi gözlerinin önüne getirip, kitaptaki karakterlerin duygularını bu sayede anlamlandırabilmektedir.
Yazar, savaşa giden erkeklerin sağ salim döneceğine olan inancın tümüyle kırıldığı bu mahallede geriye kalan insanların duygu durumlarını ve zorluklar ile geçen yaşantılarını tümüyle anlatmıştır. Ali Ekber'in büyüyüp çocukluğundan biri ile karşılaşması da onun geçmişi tekrar anımsamasına sebebiyet vermiştir. Çocukken aynı korkuları ve kaygıları paylaştığı biri ile tamamen ayrılan yollarına bakan Ali Ekber, keder dolu günlerini acıyla hatırlasa da çocukluğuna duyduğu hasreti gizleyememektedir.