Adı:
Ak Deve
Yazar:
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754372977
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ağ Dəvə
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Geçip gidiyor bu ömrümüz kâr mıdır, zarar mıdır? Mazi, hâl, istikbali kim biliyor, âşikâr mıdır? Takıdık bir çarkın kollarına dönüp duruyoruz. Zaman denen değirmenin öğütmediği var mıdır?

(Tanıtım Bülteninden)
Ak Deve, Azerbaycan edebiyatının mühim kalemlerinden birisi olan Elçin’in bir romanı. Bakü’nün bir kenar mahallesinin II. Dünya Savaşı yıllarındaki ahvalini anlatıyor. Elçin, bu romanında çok usta bir anlatıcı olarak beğeni kazanıyor.

Romanın kahramanı Aliekber adlı bir çocuk. Tabii o yıllarda bir çocuk çünkü romanda gelecekle geçmiş arasında gidiş gelişler var. Dolayısıyla aynı Aliekber karşımıza yıllar sonrasının önemli bir yazarı olarak da çıkıyor. Bu nedenle Elçin Efendiyev’in hayatı göz önünde tutulduğunda romanda otobiyografik esintiler de olduğu söylenebilir. Gerçi, Elçin savaşın sonlarında doğmuştur ama iyi bir gözlemci olarak o yılları iyi kurgulamıştır.

Romanın dili akıcı. Her ne kadar karakter sayısı fazla olsa bile –ki bir mahalleyi anlattığı için bu çok doğal- herkesi yeterince tanıtıp, anlatabilen; okurun zihnine yerleştirebilen bir roman.

Konusu itibarıyla Cengiz Aytmatov eserlerini, mahalle romanı olması hasebiyle de Necip Mahfuz’un Midak Sokağını hatırlatıyor. Hatta Şevket karakteriyle Hamide hayli benzeşiyor. Karşılıksız aşklar, ölümler de aynı şekilde.

Elçin, bir trajedi çıkardığı Koca ile Adile’nin aşkını harikulade bir şekilde anlatmış. Mahalle kurgusu çok başarılı. Hanım Teyze karakteri ise bir efsane adeta.

Savaşa gidenler, kalanlar ve bir yolunu bulup gitmeyenler… Hepsi gayet iyi anlatılmış. Savaşın sıradan insanların hayatını nasıl alt üst ettiğini, acıları, hasreti, açılığı, yokluğu ve ölümü hissediyorsunuz.

Ak Deve ise ölümün sembolü kitapta. Balakerim’in anlattığı ve Küçük Aliekber’in hayal dünyasında tebarüz eden bir masal kahramanı.

Hüzünlü ve başarılı bir roman Ak Deve.
"Kabir taşları üstünde hiç bir vakit manasız söz olmuyor, en sıradan bir söz, en ilkel bir düşünce bile kabir taşları üzerinde anlam kazanıyor, dünyanın en tesirli sözü ve fikri oluyor. Çünkü mezarlıklar dünyanın en anlamlı yerleridir."
Sıcacık bir mahalle hayatını anlatırken savaşın gelip çatmasıyla gözlere yerleşen keder samimi bir üslupla anlatılmış. Yer yer gülümsedim yer yer gözlerim doldu. Kendimi kitabın içindeki mahallelilerden birisiymişim gibi hissettim; okumadım adeta içinde yaşadım.
«Ağ də­və»də El­çin kö­kə­qa­yı­dı­şın, mil­li özü­nü­dər­kin iki yo­lu­nu gös­tə­rir: əf­sa­nə və yad­daş! Ta­ri­xin ən yax­şı sax­lan­cı yad­daş­dır, yad­daş məhv ol­mur, bə­zən adi bir tü­tə­yin sə­sin­də də ya­şa­yır. Ta­rix ar­xiv­də, sə­nəd­də yox, yad­daş­da ya­şa­yır: əf­sa­nə­nin, mah­nı­nın, işı­ğın yad­da­şın­da «Ağ də­və» ro­ma­nı­nın əsas qəh­rə­ma­nı yad­daş­dır, mü­əl­lif onu qo­ru­ma­ğa ça­ğı­rır.
Azerbaycanlı yazar ELÇİN'in kaleme almış olduğu ve kitap daha , Ölüm Hükmü adlı kitabı begendigim gibi bu kitabı da çok beğenmiştim . Bilinmelidir ki bu kitaplar çok zor şartlar ve mücadeleler altında yazılıp yayımlandı. Bu kitapların yazarları Sovyet rejiminin kurbanları oldular,Sadece roman okur gibi değil , ayrıntılı dusunup bağlamlar kurarak okunmalıdır.
Eski bir filozof dünyanın en anlamlı ve gamlı sözlerinden birini söylemiş: Her şey geçip gider...
Kabir taşları üstünde hiçbir vakit manasız söz olmuyor, en sıradan bir söz, en ilkel bir düşünce bile kabir taşları üzerinde anlam kazanıyor, dünyanın en tesirli sözü ve fikri oluyor. Çünkü mezarlıklar dünyanın en anlamlı yerleridir.
"Bir vakit gelecek, göreceksin ki ihtiyarlamışsın... Yılların nasıl geçtiğini hiç anlamayacaksın..."
Her adamın arada bir gökyüzüyle başbaşa kalması gerek, göğe bakması gerek... İşte şu yıldızlara bakmalı, şu aya bakmalı... O zaman kendinin ne kadar küçük olduğunu anlar. O zaman başkalarının da ne kadar küçük olduğunu bilir...
Fotoğrafın arkasına mavi mürekkeple şu sözler yazılmıştı: " Benim gülüm Suna! Bakınca hatırlama, hatırlayınca bak! Gülağa. Bakü, 13 Mayıs 1939."
Elçin
Sayfa 212 - Ötüken
Gök yakasını açınca ay göründü,
Sen yakanı açınca güneş göründü!
Elçin
Sayfa 58 - Ötüken
İri dişli, büyük, enli bıçkı tamamen ağacın gövdesinin içine girdi. Bıçkı kara dut ağacının gövdesinin içinde oraya buraya gelip gittikçe, ağacı kestikçe, bu kesik yerinin her iki tarafından dökülen beyazımsı, sarımsı talaş bana o kara dut ağacının kanıymış gibi geliyordu. O zaman bu küçük Aliekber, hayli müddet hatırından çıkmayacak ve kendisine çok manalı görünen bir şey keşfetmişti: Kan hep kırmızı renkte olmuyordu.
Elçin
Sayfa 203 - Ötüken

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ak Deve
Yazar:
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754372977
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ağ Dəvə
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Geçip gidiyor bu ömrümüz kâr mıdır, zarar mıdır? Mazi, hâl, istikbali kim biliyor, âşikâr mıdır? Takıdık bir çarkın kollarına dönüp duruyoruz. Zaman denen değirmenin öğütmediği var mıdır?

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 36 okur

  • Merve Tutucu
  • Mine Çiftçi
  • Yunus TOPCU
  • Enver Güneş
  • Betül Kaplan
  • Mesut Emre ÇELENK
  • Mehmet Doğucan Arslan
  • Kitapsever
  • Nezmin Niyazlı
  • Yusuf Özer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (7)
9
%21.4 (3)
8
%21.4 (3)
7
%7.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0