·
Okunma
·
Beğeni
·
793
Gösterim
Adı:
Deli Kür
Baskı tarihi:
Temmuz 2008
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056038211
Kitabın türü:
Çeviri:
Yasemin Bayer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yıldız Yayıncılık
Herşey belliydi. Atın yelesini, kuyruğunu kesmişlerdi. Bir kez daha sataşmışlardı, onu aşağılamışlar gururuna dokunmuşlardı. Erkeğin namusu iç şeydir: At, avrat şapka. Bunlara dokunmak, onun namusunu ayaklar altına alıp çiğnemek demekti. Onu diri diri kabire sokmak demekti. Şimdi buna nasıl dayanacaktı...

Güneşin ışığı aşağılara vurdu. Derelere çöken koyu gölge, dağların yamacıyla yukarıya çıktı. Cahandar Ağa'nın durduğu yer birdenbire güneşin ışığına boğuldu. Otlar parladı. Çiyler göz kamaştırdı. Adam atın başını yukarı kaldırdı. Gözlerine baktı. Kalın, habeşi dudaklarını atın gözlerine yaklaştırdı. Kamer'in gözlerinden öptü. Boynundaki ipi açtı. Dikkatlice kayanın kenarına doğru çağırdı. Kamer durdu. Ceylan gibi boynunu dik tutup bakındı. Sanki gözleri yaşardı. Burun delikleri genişledi...
(Arka Kapak)
İsmayıl Şıxlının şah eseri deye bilerem. Her bir obrazı o qeder derin ifade edibki sanki ressam kimi obrazların üzerinde işleyib. Cahandar ağanı menfi rolları olması amma hökmü bele ferqli tezahür ederek onu celb etdirir. Oxunması lazım olan eserlerden.
En sevdiğim Azeri romanlarından bir tanesi. Yazarın çoğu eserinde beylik döneminin çöküşü anlatılır. Deli Kür gibi. Eser köyün beyi olan Cahandar ağa diğer köyden bir adamın karısını kaçırması ile başlar ve bu işinden git-gide pişman olmasını anlatır. Aynı zamanda yeni yaranmış eğitim sistemine karşıdurmalar ve onu destekleyenler de romanın ayrı bir konusudur.
Axı, deyirlər insanlar bərabərdirlər. Əgər belədirsə, hamı təbiətin övladıdırsa, nə üçün biri kasıb, o biri varlıdır?
( İsmayıl Şıxlı Dəli Kür'dən alıntı)
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deli Kür
Baskı tarihi:
Temmuz 2008
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056038211
Kitabın türü:
Çeviri:
Yasemin Bayer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yıldız Yayıncılık
Herşey belliydi. Atın yelesini, kuyruğunu kesmişlerdi. Bir kez daha sataşmışlardı, onu aşağılamışlar gururuna dokunmuşlardı. Erkeğin namusu iç şeydir: At, avrat şapka. Bunlara dokunmak, onun namusunu ayaklar altına alıp çiğnemek demekti. Onu diri diri kabire sokmak demekti. Şimdi buna nasıl dayanacaktı...

Güneşin ışığı aşağılara vurdu. Derelere çöken koyu gölge, dağların yamacıyla yukarıya çıktı. Cahandar Ağa'nın durduğu yer birdenbire güneşin ışığına boğuldu. Otlar parladı. Çiyler göz kamaştırdı. Adam atın başını yukarı kaldırdı. Gözlerine baktı. Kalın, habeşi dudaklarını atın gözlerine yaklaştırdı. Kamer'in gözlerinden öptü. Boynundaki ipi açtı. Dikkatlice kayanın kenarına doğru çağırdı. Kamer durdu. Ceylan gibi boynunu dik tutup bakındı. Sanki gözleri yaşardı. Burun delikleri genişledi...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Sabina
  • Albina
  • Nezrin Resulzadeh
  • Rosebud
  • Altunay Muhtarli
  • Özal Sarızadə
  • Nisa Kazımlı
  • Rufat Taghiyev
  • Elnare Tagiyeva
  • Dilbər

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.7 (15)
9
%19.2 (5)
8
%7.7 (2)
7
%3.8 (1)
6
%3.8 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%7.7 (2)