Spoiler içerebilir. Hakan Günday her ne kadar belli bir akıma göre yazmadığını söylese de “Kinyas ve Kayra” günümüz postmodern edebiyatının ölçütlerine göre değerlendirebilecek bir romandır. Hayatları bir yerde kesişen iki farklı insanın varoluş sancısını anlatan eser, yazarın ilk romanıdır. Henüz 23 yaşındayken bu eseri kaleme alan yazar, eseri üç kitap olarak üç başlıkta toplamıştır. İçerik olarak; varoluş sorunsalı üzerinde durulmuş ve var olma, kahramanların bilinçaltları üzerinden aslında bir paradoks olarak okuyuculara sorgulatılmıştır. Başta birçok yönden ortaklıkları bulunan bu iki kişinin aslında farklı düşüncelere sahip olduğunu görüyoruz. Bir kader ortaklığıyla karşımıza çıkan Kinyas ve Kayra arasındaki farklılık özle ilgili. Zaten insan ne yaşarsa yaşasın, ne yaparsa yapsın özünde iyidir ya da kötüdür düşüncesi vardır. Aslında bu durumda iki beklenen sonuç ortaya çıkar: Yapılan hatalardan sonra ben düzelemem, benim kendimi ortadan kaldırmam gerekir düşüncesiyle insanın bilincini tamamen kaybetmesi ya da bilincin tamamen berraklaşıp -normal- bir insan olmaya, farkındalıkla hayata bir yön vermeye sebep olabilir. Bu iki kişinin farklı sonlara doğru yol almasına şahit oluyoruz. Biçim olarak; yazarın henüz yolun başında olduğunu anlayabiliriz eserden. Yer yer acemice kurulmuş cümleler, teknik bazı küçük kusurlar içermekle birlikte bir ilk romana göre bunlar göze batmaktan uzak sayılabilir. Yazarın kültürel donanımı eserine başarılı bir şekilde yansımıştır. Cümleler çok estetik olmamakla birlikte anlam açısından düşünce yoğunluğu içermektedir. Bazı cümleler üzerinde özellikle durup düşünmek, sorgulamak ve soluklanmak gerekir. Eserde olay akışından çok bilinç akışı bulunmaktadır. Özetle; yazarın okuduğum ilk kitabı “Kinyas ve Kayra” Hakan Günday’ın diğer