Şimdiye kadar böyle kendini dürüstlüğüyle, sakinlik ve yumuşaklığıyla, iyiliğiyle büyüleyen gözler görmediğini düşü nerek "Ya nerede göreceğim?" diyordu
Beni bu hâle getiren sizin elleriniz, o sizin dokusundaki inceliğe, kadınlığa bakarak insanın ağlamak istediği güzel kadın elleri değil mi?" diye düşünüyordu. Fakat acaba harap eden eller olduğu gibi şifa, hayat veren eller de var mıydı?
"Halbuki..." diyordu. Evet, bilirdi ki ona sakinlik ve şiir ne kadar lazımsa ruhunda fırtınaya, karanlığa, sırlara da öyle derin bir arzu vardı. Bu sakin devrelerinden sonra şimşeğe ve gök gürültüsüne, korku ve endişeye de muhtaç olacağını bildiği için başını eğerek "Halbuki..." diyordu.
Kendini en çok dehşete düşüren güzellikler karşısında daima hissettiği ezilmek, ölmek arzusu şimdi daha şiddetli ve güç kırıcı bir inatla onu zayıf düşürüyordu.