Witthlahza

Witthlahza
@fatms
Gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu acıdır.
Kalbimiz taş kesilmiş. Nasıl kesilmesin ki en büyük problem bizim problemimiz. Başkasının acıları hak ettiğinden iyi ki gelmiş başlarına. Kutsal kitabımız olduğu rivayet edilen Kur'an-ı Kerim olur da tazeliği bozulur diye, bir daha dokunulmamak üzere duvara asılmış. Başucumuzdaki boşalan yere "stresten korunma ve mutlu olma yolları" nevinden kitaplar konmuş, içimizi tatminsizlikler sarmış. Elde ettiğimiz mutsuz elde edemediğimiz huzursuz etmiş bizi. Şuurumuzu yitirmişiz Anne babalarımızı huzur evlerine, bebelerimizi kreşe gönderecek kadar mankurtlaşmışız. Peki, kim dur diyecek bu fıtrata ters düşen gidişata? Kim gönlüne âlemlerin sığdığı insanın hakikatini çıkaracak ortaya? Kim temizleyecek putları gönlümüzden, kim yıkayacak içimizin kirini? Kim hendeklere toprak doldurup bizi ölümsüzlüğe taşıyacak?
Sayfa 181 - Timaş yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Müşriklerden korunmak için kazılan hendekler, yer değiştirmiş bu çağda. Etrafımız sarılı derin çukurlarla. Hapsolmuşuz çağın gereklerine. İman edene "deli" demişiz. Davranışlarını hazdan ve faydadan arındırıp doğruyu seçenlere... Manasını değiştirmişiz sözcüklerin, değiştiremediklerimizin de boşaltmışız içini.
Sayfa 180 - Timaş yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Dünya hayatı bir oyun ve oyalanma yeriydi; biz her sahipigimizi yanımıza kar sandık. Burada uykudaydık, ölünce ayanacaktık; biz gördüğümüz rüyayı hayat sandık. Allah'a kulluğumuz beraatımızdı; başkalarının dostluğunu tutunacak dal sandık. Tevekkülümüz, teslimiyetimiz tüm işlerimize kafiydi, gayrısına güvenci teminat sandık. Ama yanıldık. Gönlümüzü temizleyemedik putlarımızdan gelip misafir olsun diye o biricik sevgili. Vicdanımız kulaklarını tıkadı Ashab-ı Bedir'in ayak seslerine. Gözlerimizi kapattık o nura, aydınlığı kusurlarımızı aşikar kılmasın diye. Koca bir yalana inandırdık kendimizi. Sonumuzun bizden öncekilerin başına gelenle aynı olacağını bile bile...
Sayfa 179 - Timaş yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Yalnızlaşmışız. İçimizdeki sevmek arzusunu, kendimizi tehlikelerden korumak adına beslediğimiz nefsimize yöneltmişiz. "Allah'a teslim olmayanı, eşya teslim alır." veciz sözündeki gibi sermayemiz, kesret dükkânında sergilenen türlü mallar için harcanmış. İyi bir kariyer, daha çok para, işlerimizi tıkır tıkır işletecek bir çevre... Hal böyle olunca da ahirette bize şefaat edecek, dünyada da ruhumuzu sağaltıp bize şifa ve umut bahsedecek Efendimiz'i (sav) deyim yerindeyse küstürmüşüz.
Sayfa 162 - Timaş yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
*İnşirah Suresi'nde belirtildiği gibi Allah, melekler aracılığı ile Efendimiz'in (sav) göğsünü yarıp kalbini yıkamış ve O'nun (sav) belini büken yükü kaldırıp kalbine ferahlık ve genişlik vermiştir. Bu sayede ilerde karşılaşacağı tüm zorluklara karşı direncini artırmıştır. Oysa bir nevi modern zaman köleleri olan bizler, bir mirasyedi misali Efendimiz'in (sav) bize bıraktığı hazinelere sahip çıkamadığımız için bu inşirahı göğsümüzde duyamamışız. Kalbimizde sıkıntı ve darlık sudur etmiş. Vahdet düşüncesine eremediğimiz için kendimizi emniyette hissedememişiz. Öteki'ne güvenimiz kalmamış.
Sayfa 161 - Timaş yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam