Diğer insanlara muhtaç doğarız. Çocuk doğduktan sonra kendisini kucaklayan, öpen koklayan bir anneye ihtiyaç duyar. Hayatta kendisini seven, kendisine değer veren hiç kimsesi olmayan bir kişi, yaşama anlam vermekte zorlanır.
Şevk, arabanın yakıtına benzer; aracınız teknolojik yönden en ileri bile olsa, yakıtı yoksa çalışmaz. Çocuğunuz ne kadar zeki olursa olsun, başarma isteği ve hevesi yoksa verimli ve etkili bir biçimde çalışmayacaktır.
Ana ya da babanın kendisi, gerçekleştirmek istediği istek ve hayalleri gerçekleştirememiş; işi buruk ve hayal kırıklığıyla dolu. Şimdi bu hayalleri çocuğunun gerçekleştirmesini istiyor. Çocuğunu kendi hayallerini gerçekleştime aracı olarak görmek, bizim ülkemizde çok yaygın bir olay. Anababalar, kendi gerçekleştiremedikleri şeyler için, farkına varmadan, çocuklarını kullanıyorlar. Çocuk hangi üniversitenin hangi bölümüne gitsin? Hangi mesleği seçsin? Anababa, çocuğu adı na karar veriyor ve neden böyle yaptığını da açıklıyor: "Ben çok istedim, parasızlıktan okuyamadım, bari şimdi o okusun!"
Aşırı denetleyici anababalar ise fikrini sormadan çocuğun yerine tercihler sıralıyorlar.
Aşırı denetim özgüven yokluğuna, aşırı ilgisizlik ukalalık derecesine varan gerçekçi olmayan özgüvene yol açabilir; her iki de sağlıksızdır.