“Aklınızı kaybetmenize neden olacak şeyler vardır ya da kaybedecek aklımız yoktur.” Anormal bir duruma gösterilen anormal bir tepki normal bir davranıştır.
Şimdi bize, insanı kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski’nin sözlerinin doğru olup olmadığı so rulacak olursa, cevabımız, “Evet, insan her şeye alışabilir, ama nasıl olduğunu bize sormayın,” olacaktır.
Eski tutuklulardan birisinin güvenini kazanmaya çalıştım. Sinsice yanma yaklaşarak, paltomun iç cebindeki kâğıt tomarını işaret ettim ve “Bakın, bu, bilimsel bir kitabın el yazması. Ne di yeceğinizi biliyorum; yaşadığım için minnet duymam gerektiğini, kaderden sadece bunu bekleyebileceğimi söyleyeceksiniz. Ama yapamam. Bu kitabı ne pahasına olursa olsun korumam gerek; bu benim hayatımın çalışması. Anlıyor musunuz?”
Evet, anlamaya başlamıştı. Önce acıyarak, derken alaycı ve ya ralayıcı bir havayla sırıttı ve kamp sakinlerinin dağarcığında kesinlikle bulunmayan bir kelimeyle cevap verdi: “Bok!” O anda açık gerçeği gördüm ve ruhsal tepkimin ilk evresinin doruk noktası
olan şeyi yaşadım: Geçmişimin tamamını dışarıda bırakmıştım.