"Ektiğiniz o tohumu gördünüz mü? (Şimdi onu bir düşünün!) Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız." (el-Vâkia, 63-65)
Minicik bir tohuma dev bir
ağacı sığdıran kudreti tefekkür
et.!.. Gıdamız, gölgemiz, bin bir eşyamızı bitkilerden, ağaçlardan elde ediyoruz. Ya Allah yaratmasaydı?..
"Bir de o tutuşturduğunuz ateşi gördünüz mü? (Onu da düşünün!) Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan Biz miyiz?
Biz onu hem ibret (için) hem de çölden gelip geçenlerin, yolcuların ve muhtaçların istifadesi için yarattık." (el-Vâkia, 71-73)
Yüce Allâh'ın kudretine
bakın ki yeşil ağaçtan ateş çıkarıyor!.. Yakıtlarımız da hep bitki esasli.
Diğer taraftan atmosferdeki oksijen nisbeti, ateşin yanmasına müsait. Fakat biraz fazla olsa, sürekli yangınlar çıkardı. Ne kadar hassas bir denge!..
"Ya o içtiğiniz suyu gördünüz mü?
(Bir de onu düşünün!) Onu buluttan siz
mi indirdiniz, yoksa indiren Biz miyiz? Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?" (el-Vâkia, 68-70)
Bulutlardaki suların çoğu, tuzlu olan deniz ve okyanuslardan tebahhur eder, buharlaşır. Lakin o tuzlu sular, âdetâ gökte rafine olmakta ve tatlı bir su olarak ilâhî bir ikram olarak bize lutfedilmekte. Şükrümüz ne kadar?
Hiçliğin bazen en zor olanı, kullar karşısında gösterilmesi gereken şekli. Çünkü insan insana karşı dâimâ çeşitli duyguların çalkantıları içinde olur. Kolay kolay hiçlik sergileyemez. Belki de bundan dolayı;
Mü'min kardeşlere karşı hiçlik hususu ilâhî bir tâlimat. Öyle ki, âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak; sevdiği kullarını, «mü'minlere karşı (tevâzu ve) hiçlik içinde alçakgönüllüdürler» ifadesiyle methetmiştir. (el-Mâide, 54)