#gecikmeliteslimiyet #barısmuslu #kişiselgelişim
.
.
Yazarın ne zaman kitaplarını okusam ya da canlı yayınlarını dinlesem sürekli kendimi travma avcısı gibi hissediyorum ve asla aklıma gelmeyen bir olayı başkasını dinlerken fark etmeme de her zaman ayrı şaşırıyorum.
.
Yazarımız bu kitabında iyileşme mucizesinde bir üst sürüme geçiyoruz demiş ve özellikle şaşkınlıkla okuyacağınız çok fazla iyileşme hikayeleri göreceksiniz ve sonrasında neden bende iyileşmeyeyim ya da çevremizde olan biri varsa neden ona da bir faydam olmasın diyeceksiniz.
.
Ben yıllardır sürekli yazarın kitaplarını okuyorum şimdi en son yeni kitabı çıktı içerisinde beş tane de demo var sırf onun için hemen almak istiyorum ve yine söylüyorum kendinize iyilik yapmak istiyorsanız yazarımızın kalemi ile canlı yayınları ile mutlaka tanışmalısınız
Alekssey'in rulet masasındaki davranışları, sadece para kazanma isteğiyle açıklanabilecek hareketler değildir. Rulet onun için bir çıkış kapısı gibi görünür, fakat esasen Polina'nın istediğini yerine getirme arzusunun ve kendini kanıtlama çabasının bir yansımasıdır. Oyun masasının başında yaşadığı her yükseliş ve her çöküş, duygusal hayatındaki gelgitlerle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle kumar, bir eğlence değil; kendi değerini sınama alanına dönüşür.
Roman boyunca Alekssey'in zihninde ortaya çıkan gerginlik, ruletin vaat ettiği hızlı yükselişle güç kazanır. Para kaybettiği anlarda bile oyunun çekiciliği azalmadığı için masadan ayrılmakta zorlanır. Bu durum, irade gücünün ne kadar kırıldığına işaret eder. Yazar, bu hâli dışarıdan tanımlamaz; onu duygu geçişlerindeki sert değişikliklerle sezdirir. Alekssey'in "kazanırsam Polina'ya faydam olur" düşüncesi, her şeyi göze almasının temel nedenidir ve bu bağlılık, oyunun cazibesiyle birleşerek bir bağımlılık döngüsüne dönüşür.
Dostoyevski, bağımlılığı Alekssey'in dışında, çevredeki birçok kişide de gösterir. Rulet salonundaki insanlar, görünüşte birbirlerine benzemeseler de aynı umuda tutunurlar. Tek hamlede her şeyi değiştirebilmek... Bu arzu, aklın önüne geçer. Alekssey'in gözlemleri, bağımlılığın büyük sözlerle değil, küçük davranışlarla kendini belli ettiğini ortaya koyar. Bir oyuncunun masaya yaklaşırken attığı hızlı bir adım, parayı yerine bırakırken tereddüt etmesi veya kazanır kazanmaz düşüncesizce artırması bu hâlin göstergeleridir. Böylece roman, bağımlılığı ahlak dersi veren bir sesle değil; hayatın içinden, doğal bir tablo içinde anlatır
KumarbazFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202588,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Deneyimlerimiz değil deneyimlerimize verdiğimiz anlam bizi belirler.
Hayat birisinin sana verdiği bir şey değil senin seçtiğin bir şeydir ve hayatı nasıl yaşayacağına da sen kendin karar verirsin.
Önemli olan, kişinin neyle doğduğu değil o malzemeyi nasıl kullandığıdır.
Mutsuzluğunu geçmişini ya da çevrene yıkamazsın. Aslında beceriksiz değilsin. Sadece yeterli cesaretin yok. Mutlu olma cesaretin eksik de denilebilir.
“ Aşağılık duygusu” kişinin kendisi ile ilgili değer yargısını ifade eden bir terimdir.
birtakım şikayetlerin veya kısıtlamaların olsa da, her şeyin olduğu gibi kalması sana daha kolay geliyor.
İNSANLAR EŞİTTİR ama AYNI DEĞİLDİR
iktidar mücadelesiyle karşı karşıya kaldığımızda asla buna kapılmamalıyız.
öfke bir iletişim midir ve iletişim öfke kullanmadan da mümkündür. Öfkeye ihtiyaç duymadan düşüncelerimizi ve niyetlerimizi iletebilir ve kabul görebiliriz.
ne kadar haklı olduğuna inanırsan inan, diğer tarafı buna dayanarak eleştirmeye çalışma.
Kişiler arası bir ilişkide
”haklıyım” dediğim anda ve buna inandığım anda iktidar mücadelesine girmiş olurum.
davranışlara yönelik iki hedef vardır özel koluma ve toplumla uyum içinde yaşamak. “Yapabilirim” bilinci ve” insanlar benim yoldaşım” bilinci
ilişki ne kadar sıkıntı verici olursa olsun, bununla baş başa çıkmaktan kaçmamalı ya da sorunla yüzleşmeyi ertelememelisin.
yaşam tarzına karar veren kişi başkaları değil sensin.
neyi nasıl kullanacağına karar veren kişi sensin
kişiler arası ilişki sorunlarının özeti “onaylanma arzusu”
” kimse beni övmeyecekse, doğru şeyler yapmam; kimse beni cezalandırmayacaksa, doğru olmayan şeyler yaparım.”
başkalarının beklentilerini karşılamak için yaşamıyoruz.
Atı su kenarına götürebilirsin ama ona zorla su içiremezsin.
kendini değiştirebilecek TEK kişi SENSİN
Uzun zamandır bu kadar sevmediğim bir roman okumamıştım. Aslında beğenmediğim kitaplara inceleme yazmıyorum genelde ama o kadar çok reklamı yapıldı ki okumaya niyeti olanlara faydam olsun isterim.
Bence tema güçlüydü. İyi işlenseydi parlardı fakat işlenmemiş. Dizi tadında, az sonra az sonra şeklinde merak unsuru olacağı düşünülmüş kancalarla dolu bir metin. Bilinç akışı tekniği var ama tadı yok.
Her şey okurun bilgisine sunulmuş. Bana ne hissedeceğimi, ne anlamam gerektiğini söyleyen metinlerden hiç hoşlanmıyorum.
Okuması aşırı kolay çünkü her şey basit. Asıl üzüldüğüm de yazarın daha iyisini yapabilecekken yapmadığını bilmek. Popülariteye hizmet mi dersiniz, çağa uyum sağlamak mı artık siz karar verin.
Çocuklarım okumadan önce kendim okuduğum için okuma alanım farklılık göstermiştir Umarım başka ebeveynlere faydam dokunur.
Meraklı Benek, Köy Güzel, Fındık ve Vızvız erkende yola koyulup,hava kararmadan şehre varmak için acele ediyorlarmış. Tohumcu Nine'nin verdiği tohum toplarını doğayı saça saça gidiyorlarmış.Tohumcu Nine'nin
saf tohumları toprakta yetişip büyüyormuş.Yolculuk boyunca karşılarına,çıkan birçok şey sorgulamalarına sebep olmuş. İnsanların yaşadığı yerlerin çöplerle kirletildiğini görmüşler. İnsanların neden doğayı kirlettiklerini anlamamışlar. Köy Güzeli bunları görünce çantasındaki meyve çekirdeklerini doğaya saçmış. Çünkü bu çekirdekler doğada ağaca dönüşecekmiş.Şehre geldiklerinde işe şehrin kalabalığı gözlerini korkutmuş Orada ilk defa Marmara Denizi'ni görmüşler. Şila isminde bir kız çocuğu ile karşılaşıp, tanışmışlar. Köy Güzeli kendi tohumlarından, yetiştirmesi
için Şila'ya vermiş. Meraklı Benek, Fındık, Vızvız ve Köy Güzeli geri dönmek için yola çıkmış. Bilge Kaplumbağa'nın kütüphanesine gitmişler. Fındık ve Vızvız ailelerini görmek için oradan ayrılmışlar.Meraklı Berek ve Köy Güzeli kütüphanede kalmış. Köy Güzeli, Meraklı Benek'e okuma yazma öğretip, Taburcu Nine'nin saf tohumlarını çoğaltıp, çocuklara dağıtacakmış. Dostların hikayesi burada
bitmiş ve onları bir daha gören olmamış.
Kitap çocukları sorgulamaya yöneltecek bir kitaptır. İçerisinde La Fontaine'den bir masal ve Orhan Veli'nin İstanbul'u Dinliyorum şiiri bulunmaktadır. Bu yönüyle kitap hoşuma gitmiştir.
Çocuğuma nasıl daha fazla faydam olur diye düşünürken karşıma çıkan kitap. İçerisindeki uygulamalar zaman alacak olsa da rota hakkında fikir sahibi olmak güzel bir duygu.