Şiirler, âh o şiirler olmasa geçmiş de yaşanmamış diyeceğiz. Utanmasak Yusuf'u o düştüğü pazarda tekraren mezada çıkaracak, kum taneleriyle takas edeceğiz. Utanmasak Leyla'yı çöle gömüp, ismini dahi defter ü divandan sileceğiz.
"Bağır tellal" diyesim geliyor. "Bağır tellal, buralarda Yusuf satılmaz, buralarda aşk safi bedende aranmaz. Benim satacak bir sevdam yok diye bağır" diyesim geliyor. "Asıl buralarda, suret aramayın" diye alnıma yazasım geliyor. Sonra haykırasım geliyor bir kaya üstünde rüzgârın okşadığı sesimle, karşımda şakaklarından beyaz teller dökülen yaşlı adamlar, gözlerinde topraktan sürme yaşmaklı kadınlar;
"Cemali gören, müzeyyenle bahtiyar olmaz Asıl varken surete itibar olmaz"
Okumak tek taraflı... Ama kitaplar konuşuyor. Benim yapmam gerekense dinlemek. Onlar konuşurken sessizce dinlemek. Yani kitapları okumak dahi yetmiyor. Onları duymak gerekiyor. Hissetmek gerekiyor kâğıt kadar güzel kokan nefeslerini. İşittiğin her sesten daha kısık seslerini duymak gerekiyor. Onların yaşadığına inanmak, onların konuştuğuna inanmak, dünyalarının varlığına inanmak gerekiyor. Yoksa hepsi suskun...
Kitaplarla konuşmak, onları dinlemek... Her kitabın içinde ayrı bir âlemin var olduğunu bilmek... Güzel şey... Kitapları dinleyin. Onlar hep sizinle konuşuyor...