Kıbrıs'ta neler olduğu en ince detayına kadar işlenmiş.Bir Turgut Özakman klasiklerinden.Tarih meraklıları için güzel bir kaynak.Okunmasını tavsiye ederim.
Kıbrıs'a gitmek üzere yola çıkan bir yardımcı birlik akşam üzeri Mersin'de mola vermişti.Alata'ya (Mersin/Erdemli) gidecekti.Sıcaktan bunalmışlardı.Askerler hava almak için kamyonlardan ve otobüslerden indiler.İnzibatlar halkı birliğe yaklaştırmadı.Bu birlik de Kıbrıs'a çıkacaktı.Yorgundular.Tozlu ter yüzlerini kir gibi kaplamıştı. Silik, ümit vermeyen bir görünümleri vardı.Uzaktan askerleri alkışlayan kalabalığın arasındaki bir genç kaygıya kapıldı.Arkadaşına, "Eğer savaş çıkarsa, bu döküntüler nasıl savaşacak?" diye sordu.
Yanlarında yaşlı bir bey duruyordu.Bu soruyu duyunca iki gence sokuldu:
"Gençler, ben Kore savaşında bulunmuş emekli bir subayım.Mehmetçiği savaşta gördüm.Mehmetçik barışta böyle gösterişsiz görünür.Ama savaşta bambaşka olur.İmkansız sanılan işleri başarır.Sabrı tükenmez.Ölüme gözünü kırpmadan yürür.Türk askerini efsane yapan bu özellikleridir.Savaşta görmeyen Mehmetçiği anlayamaz.Eğer savaş çıkarsa bunlar da demirden adamlar olacaklardır.Hiç merak etmeyin"
Yüzbaşı Mehmet'in Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin raporlarında 'sorun-kişi' olarak adı geçmeye başlamıştı.Barış Gücü'nün pısırık, ikiyüzlü, korkak, bencil subayları da Yüzbaşıyı Rumlar kadar kızdırıyordu.Tartışmaları uzatmıyor onları da pataklıyordu.Şikayetler arttı.
Sonunda Barış Gücü Kurmay Başkanı Tuğgeneral Harbottle Yüzbaşıyı uyarıp azarlamaya geldi.Bütün sertliğini takınmıştı.Yüzbaşı Mehmet hiçbir işe yaramayan, bir Türkün canını kurtarmak için serçe parmağını bile oynatmamış olan bu süslü generalden nefret ederdi.Bu rastlantıya çok sevindi.Tartışma çıkardı.Tartışma büyüdü, kavgaya dönüştü.Bu vesileden yararlanarak Generali de, emir subayını da, şöförünü de güzelce dövdü.Bu olay milletlerarası bir sorun oldu.