Ah Momo ah! Ne güzel kitaptın sen. Anlatım o kadar akıcıydıki bir çırpıda bitirmek istedim kitabı. Ki öylede oldu. Gerek anlatım biçimi gerek hikaye içindeki hikayeleri ve bazende masalsı havasıyla ilgi uyandırarak okuyucuyu kendine bağlıyor hemen. “Bir sayfa daha bir sayfa daha tamam bu son sayfa” diye diye bitirdim kitabı. Uzun zaman sonra ilk kez bir kitap için “İşte!”dedim. “Bunu yediden yetmişe herkes okuyabilir.” Günlük yaşantının koşturmacasına öylesine kapıldığımız bu günlerde “zaman” kavramını bize o kadar güzel bir dille anlatmış ki yazar zaman zaman kendimi ve kendi zamanımı sorgulamadım desem yalan olur. Aslında sorunları çözmek için yapılması gerekenin biraz zaman ayırmak ve iyi bir dinleyici olmaktan ibaret olduğuna güzel bir örnek olmuş Momo’nun hikayesi. Kitabın bir diğer hoş yönüyse ilgi çekici bir sonu olması. Oldum olası severim okuyucuyu son anda merakta bırakan, acaba diye düşündüren, okuyucuya hayal kurma ve hikayenin devamını getirme olanağı sunan sonları. Umarım herkesin hayatında bir Momo’su olur.