Musibetlerin günahlarla sıkı bir ilişkisi vardır. Bu yüzden insan, sorumluluğu üzerine almalı; yaşadığı bu zor durumu kendisini, daha doğrusu nefsini, terbiye etme fırsatına dönüştürmelidir.
Cesare Pavese, Yaşama Uğraşı' nda diyor ki, "Kaderin amansız oluşu değildir sorun; çünkü insan bir işi inatla isterse, onu elde eder.Korkunç olan, istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır. O zaman suçu kaderde değil, kendi isteğimizde aramalıyız. "
Cenab-ı Hakk, insanlar üzülsün diye değil, düşünsünler diye musibet verir. Kur-an-ı Kerim'de helak edilen kavimlerin anlatıldığı yerlerde, hep duyarsızlıktan, düşüncesizlikten, cahillikten, nasihat almayışlardan dem vurulmuştur.
Kader kimi zaman insanları, birbirleri için ne çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır; bazen de, çok kıymetli zannettiği şeyin aslında öyle olmadığını göstermek için onları kavuşturur.
Namık Kemal, İntibah' ta der ki, ''İnsanoğlu her adımını mezardan uzaklaşmak için atar, fakat yine de her adımda mezara biraz daha yaklaşır. Her nefesini ömrünü uzatmak için alır, fakat yine de her nefes alışta ômründen bir nefeslik zaman eksilir.