İlk kez tanıştığım bir yazar. Rus eserleri duyguları anlatmada oldukca etkileyici ve açıklayıcı olması dolayısıyla ilgi çekici.
Kitabin adı bas kahramanimizdan geliyor; İlyas Ilyic Oblomov. Oldukca rahatına düşkün, değişimden ve gelisimden hoşlanmayan, ihtiyaçlarıyla yaşayan biri. Andrey Alekseyevic en yakın arkadaşı ise çalışmayı ve üretmeyi seven, gezilecek okunacak ne varsa hepsini yapma derdinde olan azimli biri. Bu iki insanın dostluk ve açık bir sevgiyle birbirine bağlanan hayatlarını takip ederken hayati bu kadsr zıt iki kisinin ne yönde ilerlediğini görmekteyiz.
Insanin yerinde sayması, ya da şöyle demek daha doğru her zaman aynı şeylerle meşgul olması; bunlarında sadece ihtiyaçtan ibaret olmasi birsey kazandırmıyor. Yapilmaasi gereken işler vardır bir de kişinin ürettiği bir durum. Kendi kendisini yemek ve uyuşukluk gömen kişi mutlu olamaz.
Kitapta en ilginç bulduğum seylerden biri de iki karakterinde ailesiyle ilgili durumu. Oblomov her zaman ailesini yanında buldu ve genel bir sorumluluk almaktan hatta yaramazlık yapmaktan uzaktı. Ştols ise annesi vefat etmeden önce çalışmaya ve öğrenmeye başlamış bir delikanlıydı. Kısacası nasıl bir karakterde olacağımız yaşam sartlarimizla dogru orantılı ilerliyor.
Ben çok sevdim. İlk sayfalarda olayların anlatıldığı betimlemeler fazlaca olsada sıkılmadan okunan bir kitap.