En sahici ünü, yani ölümden sonra da süren ünü sahibi asla duyamaz, ama yine de onun mutlu olduğu düşünülür. Demek ki onun mutluluğu, kendi içindeki, ona ünü kazandıran büyük özelliklerde ve bu özellikleri geliştirme fırsatı bulmasında, yani kendisine uygun bir biçimde davranabilmiş olmasında ya da zevkle ve sevgiyle yaptığı işi yapabilmiş olmasındadır: Çünkü ancak bunlardan kaynaklanan yapıtlar, ölümden sonra da süren üne ulaşırlar.
Bir kimseyi kıskanılmaya değer yapan, yargı gücü bulunmayan kandırılmış büyük kitle tarafından büyük bir adam olarak görülmesi değil, onun büyük adam olmasıdır; sonraki kuşakların onun adını duyması değil, onun yüzyıllar boyunca korumayı ve üzerinde düşünülmeyi hak eden düşünceler üretmesi büyük bir mutluluktur.
Ün, zamanı geçtikçe artık gerçekten duyulmaz oluyorsa, demek ki sahte yani hak edilmemiş bir ündür, anlık bir değerlendirmenin sonucu ortaya çıkmıştır.