Dün geçirdiğiniz ömür, bugünkü varlığınıza göre bir "hiç" değil midir? Hep böyle hiçliğe bağlı, günlerin birbiri ardına geçmesiyle birikmiş bütün bir ömrün toplamı da hiçten başka ne olabilir?
Ölünün diri akrabasından istediği mezarlarda değil, ayrılık acısının sonu gelmez bir samimiyetle, dostların kederli ve hürmetli kalplerinde gömülü kalmaktır.
Güzel ahlak bizde dış etkilerle zorunlu değil, adeta yaratılıştan gelen bir şekilde kökleşerek gelişmeli, meydanda hakim mahkum kalmamalı, yani artık eğitilmeye muhtaç bir fert görülmemeli, cehalet bütün karanlığıyla ortadan kaldırılmalıdır.
Bu zamanın prangaları, kelepçeleri, zincirleri giyotinleri, darağaçları bir müzeye konulduğu zaman Ortaçağ'ın işkence aletleriyle bunları karşılaştıracak başka bir çağın insanları, aralarında pek büyük bir fark bulamayacaktır zannederim.