Üstün vasıflı bir hayat sürmek için dikkat edilecek en ehemmiyetli meselelerden biri de zamanı kullanmaktaki dirayettir، Çoğu kimse -bilhassa gençlik yıllarında- zamanı tükenmez bir hazine zanneder ve onu hovardaca sarfeder. Halbuki Dünya’da en bereketsiz şey zamandır. Diğer taraftan kıyamete yaklaşıldığında bereketi ilk zâil olacak şey de zaman olarak Peygamber Efendimiz lisanından beyan ve ifade buyurulmuştur. Bizim zamanımız da işte o Peygamber -aleyhisselâm- tarafından işâret edilen en bereketsiz zamandır.
Gerçekten hayat ve hadisâtı iman perspektifinden tahlil alışkanlığını kazanmış bulunanlar hiçbir zaman “stres” yaşamazlar. Bundan dolayı da ruh sağlıkları bozulmaz. Bunu da Peygamber -aleyhisselâm- şu mübârek sözüyle mühürleyip
tamamlayalım: “Men âm ene bilkader, fekad em ine bilkeder.”
Yani kadere iman eden, kederden emin olur...
Beslenmede büyük ölçüde mahzurlu olan husûs hormonal müdahaleyle üretilen gıdaların tüketimidir. Bu ihânet de yahudi menşelidir. Üstelik böyle gıdalardan tohum elde edilememekte ve bu durum çiftçiyi İsrail’e bağımlı hâle getirmektedir. İsrail ise, böyle gıdaların tohumunu külçe altın değerinden daha yüksek bir fiyatla bütün Dünya’ya pazarlamaktadır...
Üstün vasıflı bir hayat geçirmek için, belli başlı dört varlığa sahip olmak şarttır. Bunlar îmân, sağlık, şahsiyet ve ilim’dir. Ayrıca dört mümeyyiz vasfı da hâiz olmak gerektir. Bu vasıflar; cömertlik, cesaret, zekâ ve çalışkanlıktır.
Maddî-mânevî menfaat ihtimâlinin gölgesinden bile uzak bir sûrette kalpte bir insana yer vermek Allah'a âit bir makamdan ikramda bulunmaktır. Bu mâhiyeti sebebiyle de (sevmek) ikramların en büyüğüdür.