Dilan Demir

Ama olmadı, ne yaptıysa Besim Varlık'ı unutamadı, daha doğrusu basit bir aşk hikayesinde bu kadar ağır biçimde yenilmenin acısını içinden atamadı.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Zaten şu geçmişi boklu dünyada kim akıllı kim deli, hiç belli değildi.
Ama düşündüğünü söylemenin, hele bu coğrafyada, hiç de akıllıca bir şey olmadığını hızla görüp öğrenecek kadar zeki bir adamdı.
Aslında yaşlanıyor olmaktan duyduğu aczi örtmek için öfkelenmişti, yoksa gözlüklere düşman olduğundan değil. Kapıldığı yaşlanma korkusunun nedeni, "Yarın başlayacağım, yakında yapacağım, daha zaman var, bugün, yarın.." diye diye ertelediği şeylerin hiçbirini yapamamış, hayallerinin birçoğu için zamanın geçmiş olduğunu, sanki zihninde bir şimşek çakmış gibi birdenbire ve kesinlikle anladığı halde, inkar etmiş olmasıydı.
Sadece alıştı ama. Bayat düşünceleri coşkulu bir karşılık buluyor diye kendine hayran olmuş değildi. Neydi, ne oldu, nereye varmak istiyordu, nerede kaldı, her şeyin farkındaydı.