ölüm ne güzel olmalı. yumuşacık kahverengi toprakta yatıp sessizliği dinlerken başının üstüne otların rüzgarla salınması. ne dünün, ne yarının olması. zamanı unutmak, hayatı affetmek, huzura ermek.
mutsuzluğunun eksikliğini dünyevi bir nedene bağlayabilen aziz mahluk. hissetmiyorsun, felaketin paramparça kalbinde, bozulmuş aklında yattığını hissetmiyorsun, dünyanın bütün kralları bir araya gelse bile sana yardım edemez.
wilhelm, aşk olmasa hayatın ne anlamı olur? ışık vermeyen büyülü bir fener gibi! küçük lambayı içine koyar koymaz, beyaz duvarında rengarenk imgeler görünür sana! geçici hayalet gölgelerden başka bir şey olmasalar da, deneyimsiz gençler gibi karşılarına geçip o muhteşem görüntülere hayranlık duymaktan her zaman mutlu oluyoruz.
insan aslında karmaşık bir varlık değil. çoğunluğu zamanın büyük bir bölümünü yaşamak için kullanıyor, geriye kalanı ise, özgür oldukları küçük zaman diliminden öyle korkuyor ki, ondan kurtulmanın her türlü yolunu deniyor.