Annemiz bize, “Canlarım. Aşklarım. Mutluluğum. Tapılacak bebeklerim” derdi.
Bu sözcükleri duyunca gözlerimiz doluyor.
Bu sözcükleri unutmalıyız, çünkü artık kimse bize böyle şeyler söylemiyor, bu sözcüklerin anısı da taşınmayacak kadar ağır.
…günün birinde bütün hayatının dönüştüğünü keşfedersin; bir zamanlar pis, iğrenç, sefil bulduğun yer şimdi sana büyüleyici, müşfik ve harikulade görünmektedir.
Uzun, tatlı bir özlemle yüreği burkuldu. Sadece o adama değil, kaçırılan fırsata duyulan bir özlemdi bu. Ve sadece bu fırsat için değil, bu tür bir fırsat için de duyulan bir özlemdi. Geçip gitmesine izin verdiği, kaçırdığı, elinden alınan, hatta hiç sahip olmadığı fırsatların bile özlemini duyuyordu.
Onu mutlu etmek ve tüm iyiliğini üzerine yağdırmak istiyordu fakat bu iyiliğin, şehvetli arzuyla hiçbir ortak yanı yoktu, dahası, bu arzuyu tamamen dışlıyordu çünkü saf, çıkarsız, her türlü zevkten uzak olmak istiyordu.