Gerçek akıl, ilahi bir mevhibedir; aşka, sonsuza, feragata kanatlandırır bizi. İnsanı maddeye ve rakkama zincirleyen bu miskin meleke, yabancı bir Tanrı’dır: Düşmanlarımızın Tanrısı.
Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslâmiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı… inananlar kardeştir. Aynı şeyi sevmek, aynı şeyler için yaşamak ve ölmek.
Avrupa, Osmanlı ülkesine papaz ihraç eder. Hıristiyanlığa davet için mi? Ne münasebet. Tek emeli, Osmanlı’yı dinsizleştirmektir. Dinsizleştirmek, yani “etnik bir toz” haline getirmek.
İslâmiyet’i kabul eder etmez, misak’a dahil olur. İslâm, cihanşümûl bir dindir, bütün insanlara hitap eder. Kast da tanımaz. Gerçek Müslüman’ın nazarında sosyal sınıf diye bir şey olamaz. Servet veya mevki ayırmaz insanları; Müslüman, Müslüman’a eşittir.