📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Orada oturmuş, büyük kentlerin dinamiğinin de bir anlamda vahşi doğanınkine benzediğini düşünüyordum. Filizlenen insanlar ya da beton duvarlar arasında yavaş yavaş çürüyenler… Koşan, yürüyen, yatan, ayakta duran, kanlı biftekler yiyen, boş karnına içip kusan insanlar… Çok çeşitlilik! Hep bunu aramıştım ben. Daha küçük bir oğlan çocuğuyken doğadaki hayvanların, böceklerin, bitkilerin, ağaçların çeşitliliği büyülemişti beni. Daha sonraları insan doğasındaki çeşitliliğin peşinden koştum.
Ne kadar çılgın, ne kadar gerçeklerden uzak olurlarsa olsunlar bizi canlı tutan, kan dolaşımımızı sağlayan, dünyayı ayaklarımızın altında döndüren düşlerimiz. Düşlerimiz olmaksızın birer ölüyüz bizler, ya da yeni aldıkları BMW’lerinden başka seyredecek yıldızları bulunmayan hayal fukarası Kuzen Petter’ler gibi ortalıkta dolaşmaya mahkûm… Tanrı beni onun kadar yoksul, onun kadar kronik ölümcül hasta olmaktan esirgesin!
Bu tiplere rastladığım zaman tek hissettiğim dingin bir boş vermişlikti. Toplumun o ve onun gibi heriflerden tamamen temizlenmiş olması halinde bile -Bakunin ve Marx gibi kuvvetli temizleyiciler dahi kullanılmış olsa- yeni Kuzen Petter’lerin gece karanlığında lağımlardan yukarıya tırmanarak, bayağı söylevler çekmeleri ve etrafa ucız yalanlar saçmaları engellenemezdi, bundan emindim.
Son gördüğümden bu yana, seminerlere katılıp, güzel konuşma sanatını öğrenmiş bulunan işletme yöneticisi Kuzen Petter geçmişten bir şeyler öğrenecek türden bir adam değildi. “Tarih” onun için okul kitaplarında kalan bir ders, “vicdan” ise buluğ çağında kiliseye kabul ayini yapılırken rahipten duymuş olduğu bir sözcüktü. Ülkemizi ve borsamızı inşa edenler Kuzen Petter gibi adamlardı…