Kendi halinde insanlar bile yaşamlarında bir iki kez saygı ve minnet gibi o güzel erdemlerle çatışma durumuna girmekten kendilerini kurtaramaz. Herkes gün gelip kendisini babasından, öğretmenlerinden ayıracak adımı atmak, yalnızlığın tokadını bir bakıma yemek zorundadır; ne var ki, insanların çoğu buna pek katlanamaz, kısa süre sonra yine siner, kendilerine sığınacak bir yer ararlar.
Biz bir insandan nefret ettiğimizde, kendi içimizde yuvalanıp bu insanın görüntüsüyle karşımıza çıkan birinden nefret ederiz. Bizim kendi içimizde olmayan şey, bizi kızdıramaz.
Yaşıtlarıma kıvanç veren şeyler bana kıvanç vermiyordu ve onların yaşantılarına ayak uyduramıyordum. Sanki onlardan ayrı düştüğüm için bir daha belimi doğrultamayacakmışım, sanki yaşam denen şey yüzüme kapılarını kapamış gibi suçlamalar ve üzüntülerle yiyip bitiriyordum kendimi.