Fatmagül

Tuhaf bir şekilde, bir halk ne kadar yoksul olursa, kuş beyinli milyonerlerin aşırılıklarına da o kadar hayran oluyor.
Reklam
Birbirimizi anlayamayacağımız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz.
“Aynı” sözcük, bugünden yarına hiçbir zaman tıpatıp aynı değil. Sözcüğü kuşatan zaman ve makan da öyle.
Ben ne istediğimi hiçbir zaman tam olarak bilememiştim, ona gönderdiğim mektuplar çok yavan, çok acınasıydı. Madison’a gelince, işte o istemeyi biliyordu ve o duygu yoğunluğuyla istediği şeyler hakkında konuştuğunda veya yazdığında, ona istediğini vermek istiyordunuz. İstediğini almasını istiyordunuz.
Ben de bu çocuklarla birlikte öğreniyordum; bir temel inşa etmek zorundaydınız, yoksa hayat çok çabuk rayından çıkıyordu.
Reklam