Feride

Bilgisayar benzeşimleri (simülasyonları) ne kadar karmaşık olursa olsun, gerçek dünyanın karmaşıklığının ve ön görülemezliginin (henüz) yanına bile yaklaşamıyor. Zira bilgisayarlarda kullandığımız modeller ne kadar akıl almaz dursalar da sonuçta belli modellemelere ve matematiksel-algoritmik alt yapılara dayanıyor. Bu nedenle ne kadar "havalı" gözükürse gözüksün, hiçbir sayısal benzeşim, henüz gerçek dünyadaki kadar zengin ve kaotik bir etkileşim üretemiyor. Bu sadece teknik bir sorun da değil: Zihnimiz ve bedenimiz, bilgisayarların algoritma zincirine mahkûm hale geldikçe, düşüncelerimiz "bilgisayarlaşmaya", yaratıcılığımız kısıtlanmaya başlıyor. Nasıl hiçbir bilgisayar veya tablet uygulaması gerçek bir fiziksel oyunun yerini alamıyorsa, bilgisayar destekli benzeşimler de gerçek dünyanın yerini tutamıyor. Yakın zamanda da böyle bir yeteneğin bilgisayarlarda üretilebileceğinden kuşkuluyum.
Sayfa 105 - Sinan Canan·Kitabı okudu
Teknoloji ve Hayat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsan, büyük canlılık orkestrasının içindeki nadide bir enstrümandır. Diğer tüm canlılar gibi. Elden ayrı, kopuk, kafasına göre takılabilecek ve canlılık kurallarından bağımsız bir canlı değil; tam tersine o sisteme göbekten bağlı, tüm canlılıkla aynı kökeni paylaşan ve bunu fark ettiği oranda doğru yaşayabilecek özel bir canlıdır.
Sayfa 46 - Sinan Canan·Kitabı okudu
İnsan
Zan esarettir ve eğer cesaret varsa, esaret de eninde sonunda ortadan kalkacaktır.
Sayfa 27·Kitabı okudu
İnsan
İnsanın en çok zorlandığı konu belki de gerçekliğe dair dürüst bir duruş sergilemek olsa gerek.
Sayfa 25·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Çıplak gerçek
19. yüzyıla ait bir efsaneye göre, Gerçek ve Yalan bir gün karşılaşırlar. Yalan, Gerçek'e: "Bugün muhteşem bir gün!" der. Gerçek, gökyüzüne bakıp iç çeker, çünkü gün gerçekten de çok güzeldir. Birlikte biraz zaman geçirirler. Derken bir kuyuya varırlar. Yalan, Gerçek'e: "Su çok güzel, haydi birlikte yıkanalım" der. Gerçek biraz şüphelidir; suyu kontrol eder ve gerçekten de çok güzel olduğunu fark eder. Bunun üzerine ikisi de kıyafetlerini çıkartıp yıkanmaya başlarlar. Aniden, Yalan sudan çıkar, Gerçek'in kıyafetlerini giyer ve hızla kaçar. Gerçek, kuyudan çıkar; elbiselerini bulamayınca bir hayli öfkelenir. Yalan'ı bulmak ve elbiselerini geri almak için her yere koşar. Bu sırada Gerçek'i çıplak biçimde oradan oraya koşarken gören Dünya, bakışlarını küçümseme ve öfke ile geri çevirir ve onu görmek istemez. Zavallı Gerçek, çaresizlik içinde kuyuya geri döner. Artık sonsuza dek saklanacak ve ortadan kaybolacaktır çünkü çıplaklığından çok utanmaktadır. Yalan ise o gün bugündür dünyayı dolaşmakta, Gerçek gibi giyinip toplumun ihtiyaçlarına karşılık vermektedir. Çünkü Dünya, hiçbir şekilde Çıplak Gerçek ile karşılaşmak istemez.
Sayfa 17 - Tuti Kitap·Kitabı okudu
Efsaneler