Dualarımın kabul olduğuna inanarak başladığım bu serüven, hayatımı öyle bir noktaya taşıdı ki; başıma gelen felaketler bir nevi ünümü de beraberinde getirdi…
haklısın, cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? hayatımda tanıdığım en korkak adamsın, herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. geçmişe saplanıp kalmışsın. en büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? en büyük acıları sen çekmişsin, ben hiçbir bok bilmiyorum ki. acı nedir? bilmem. yalnızlık nedir? bilmem. dünyanın ekseni kaydı behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın…
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kaçınılmaz felaketler karşısında sızlanmak, gülmek kadar aptalcadır.
"bazen gün umut edecek hiçbir şey olmadan başlar ve her şey giderek kötüleşir üstüne bir kasvet çöker hiç kimse seni anlamaz dünya sağır bir makinedir ne his vardır içinde ne de mantık bazen beklersin beklersin beklersin beklersin beklersin beklersin beklersin yine de hiçbir şey olmaz o zaman tüm dertlerin bir anda aklına gelir tüm güzel şeyler yanından geçip gider felaketler kaçınılmaz gibi görünür bazen ne yapman gerektiğini bilemezsin ya da aslında kim olduğunu veya nerede olduğunu ve gün başladığı gibi biteceğe benzer ama birdenbire karşına çıkıverir parlak ve hayat dolu hep sessizce bekleyen şey tam da hayal ettiğin gibi" Kızıl Ağaç
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 📗Süleyman’ın ölümünü takdir edip canını aldığımızda, son derece ağır işlerde çalışan cinler, onun öldüğünü ancak üzerine dayandığı değneğini kemiren bir ağaç kurdu sayesinde fark edebildiler. Değnek kırılıp Süleyman yere yıkılınca anlaşıldı ki, eğer cinler gerçekten duyularının ötesinde olup bitenleri bilmiş olsalardı, Süleyman öldüğü halde, kendilerini böyle zelil ve perişan eden ağır işleri yapmaya devam etmezlerdi. 14 #Tefsir: 📖 📖 Hz. Süleyman, kıyamda uzun uzun durarak Allah’a ibâdet ederdi. Bir değneği vardı, ona dayanarak Rabbinin huzurunda dururdu. İşte böyle bir ibâdeti sırasında değneğe dayanmış dururken vefat etti. Değneğe dayandığı için Allah’ın bir kudret tecellisi olarak vücudu olduğu yerde kaldı. Böylece günler, belki de aylar geçti. Askerleri ve emrinde çalışan cinler onu ibâdette zannediyor, eski vazife ve hizmetlerine devam ediyorlardı. Ağaç kurdu değneği kemirip çürütünce Hz. Süleyman’ın cansız bedeni yere düştü. İşte o zaman cinler onun öldüğünü anladılar. Böylece cinlerin gaybı yâni duyularının ötesinde kalan varlık sahasını bilmedikleri ortaya çıktı. Eğer gaybı bilselerdi, Hz. Süleyman’ın öldüğünü hemen fark edecek ve yapmakta oldukları onur kırıcı angarya işleri yapmaya devam etmeyeceklerdi. Kur’an’ın beyânına göre müşrikler cinleri Allah’a ortak koşuyor, onları Allah’ın çocukları olarak kabul ediyor ve onlara sığınıyorlardı. (bk. En‘âm 6/100; Saffât 37/158; Cinn 72/6) Yine onlar, cinlerin gaybı bildiklerine inanıyor ve gayb bilgisini elde edebilmek için onlara yöneliyorlardı. İşte Allah Teâlâ, Hz. Süleyman’ın vefatı münâsebetiyle verdiği canlı bir misalle cinlerin gaybı bilmediklerini beyân ederek müşriklerin saplandıkları bu inançların tamamen asılsız ve yanlış olduğunu bildirir. Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman’ın
uyumak istemiyorum, uyanmamak icin. biliyorum ki yine ayni dusunceler uyandiracak beni. her yeni gun, ayni gun sonsuz dongunun icinde takilmisim gibi hislerim ne, nasil ifade edilir bilmiyorum artik onlar var mi? bilmiyorum neyin bedeli her gun bunu soruyorum kendime neyin bedeli bu kadar zor olmamali her sey kolayken. tam duzeldi derken gerceklesen irade disi felaketler hep var biliyorum ama basa cikamiyorum basa cikamiyorum