Akıcı dile sahip. Cumhuriyet tarihinin özetlemesi denebilir.
6/10
·392 syf.··
2026 18. kitabı
Yazar, dört kuşak boyunca bir ailenin özellikle kadınlarının üzerinden giderek, yaşanan tarihi anlara değinmeye çalışmış. Tüm felaketler ailemizin başında tabiki. Bu sebeple biraz inandırıcılığını kaybetmiş. Hem aşk romanı olsun hem tarihi olayları anlatsın, ortaya karışık. Derinlemesine değil. Nedense genç kızlığımızın yazarı İpek Ongun kitabı havası yarattı bende. Emeğine sağlık tabiki.
Kanadı Kırık KuşlarAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20168,4bin okunma
Puan vermedi
Mükemmel çift olmak için çıktığınız yolda başınıza en fazla ne gelebilir ki? Mükemmel bir adada çiftlerin kazanmak için katıldığı programın felaketler programına dönüşmesi çokta uzun sürmedi sanırım. Şimdi en başa dönüp kitabın konusuna şöyle bir bakalım o zaman. Hayatının yolunda gitmediği bir dönemde Lyla, sevgilisi Nico’nun kariyeri için Overeasy denen ve mükemmel çifti bulmak için yarışıcakları programa katılmayı kabul eder. Yarışıcakları cennet gibi adaya varan toplam beş çift bazı küçük detayları farketselerde çokta takılmazlar. Lyla anlaştıkları gibi iki hafta içinde elenicek, Nico ise bu programla kariyerinde bir çıkış yapacaktır. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi gitmedi. Nico ilk günlerde hemen elendi, Lyla ise ilişkisinin aldığı hasarla yarışmaya devam edecekti. İşler tamda bu noktadan sonra değişmeye başladı. Beklenmedik bir fırtına tüm adayı vurdu. Sarsıcı fırtınanın olduğu gece hayatta kalmaya çalışan yarışmacılar, ertesi gün teknenin yokluğuyla da yüzleşmek zorunda kaldılar. Artık yıkık dökük adada tek başlarına hayatta kalma mücadelesi vermek zorundaydılar. Onları bulmak için kimsenin gelmeyeceğini anladıklarında ise işler çirkinleşmeye başladı ve zamanla tek savaştıkları açlık, susuzluk olmayacak birbirleriylede savaşmaya başlayacaklardı. Çünkü potansiyel bir katille aynı adada yaşam savaşı vermek onlar için en büyük zorluk olacaktı. Her sırrın bir gün açığa çıkmak gibi bir huyu vardır. Sizce kimler hayatta kalacak? Ya da doğru soru birileri onları bulmaya gelecek miydi? Adada ne gibi zorluklarla mücadele edecekler? Ve en önemlisi bu programa katılım sağlayan çiftler öylesine mi seçilmişti yoksa bir bağlantıları var mıydı?
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202681 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fidan Hanım
8/10
·480 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:19
Merhabalar size grubumuzla okumayı seçtiğimiz ikinci kitapla geldim. Bu ayın son kitabı olacak sanırım bu. Ben okurken keyif aldım. Kitabın puntoları büyüktü ve ayrıca sayfa yaprakları yumuşaktı. Bu bana okuma kolaylığı sağladı. 475 sayfadan oluşsa da şu gibi akıp gidiyor. Yazarın kalemini de sevdim diğer kitaplarına da mutlaka bakacağım. Bu eseri dram ağırlıklıydı. Kitabın başında Fidan'ın yaşam hayatının nasıl ilerleyeceğini az çok anlıyorsunuz zaten. Felaketler üstüne felaketler yaşadı kızcağız. Ama adam akıllı şükür sabır göremedim ben kızda. Yani hep bir Allah'a yaşananlara kadere isyanı vardı. Elbette kolay şeyler yaşamadı ama yaşadıklarını birilerine atıf ettirerek veya birilerini suçlayarak üzerinden atmaya çalışmasını ben saçma buldum. Ayrıca kitap sık tekrara uğrayan cümlelerden oluşuyordu, evet bu biraz sıkıcı gelebilir size. Fidan'ın kız kardeşi Anita'nın yaşadıkları yaptıklarına üzülsem de doğru bulmadım. İçerisinde inancı ölen her bir insan bu tarz davranışlar sergiler sadece. Büyük adada yaşamaları ve Kıbrıs'ın güzellerinden bahsedilmesi vs bana doğanın bir kez daha güzelliklerini hatırlattı. Fidan'ın annesinin hal ve hareketleri tavırları beni baydı. Anita'nın kocası Burhan'dan sonra ikinci şizofren ve psikopat bence Şayeste'ydi. Kitapta Ferruh Bey ne hata yaparsa yapsın sevdim. Ayrıca karakterimizin anneannesi Maide Hanımı çok sevecen buldum. Halası Şaheste ise ayrı bir anlam katmıştı kitaba. Fidan'ın arkadaşları Arzu ve Akasya ise kızın her zaman destekçileriydi. Dostlukları beni mestetti. Komşuları olan Baba Yorgo ve Madam Rita arasında geçen diyaloglar ve onların komik hallerini okumak eğlenceliydi benim için. Fidan'ın karşısına çıkan Han Bey'e ise ilk başta kanıyorsunuz ama sonradan büyük hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Fakat ben ondan olumsuz
Roman
Fidan HanımSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 2025874 okunma
10/10
·100 syf.·
2026 36. kitabı
Aytmatov ve Muhammedcanov’un ortaklaşa kaleme aldığı monologlar halinde oluşturulmuş güzel bir tiyatro eseri. Eser beraber büyüyen beş arkadaşın trajik hikayesini geçmişe dönük ama geleceği tartarak eleştirerek anlatımından oluşmaktadır. Savaşta, doğal afetlerde ve tüm felaketlerde toplumsal olarak değil de bireysel olarak bunlara karşı takınılması gereken tavrın ne olduğu ve bu soru üzerinden insan nasıl bir insan olmalıdır sorusunun cevabı aranmaktadır. Her ne olursa olsun insanın, insani tavrından asla taviz vermemesi gerektiği mesajından ziyade daha çok insan farklılıklarına saygının ne kadar önemli olduğu üzerinde durulmaktadır. Sabur karakteri üzerinden insanların kendisi üzerinde bir özeleştirisi olması gerektiğini bunun da insanın felaketler karşısında olsun sonradan olsun, daima insanlığa değer veren bir cephe alınması gerektiğidir. Dünyanın en yüksek yerinden insanlığa bakış açısının en güzel örneklerinden biri de bana göre bu eserdir, çünkü içinde barındırdığı insan teması, evrensel bir nitelik taşımaktadır. Verilen mesajlar doğrultusunda içsel bir yolculukta herkesin eteklerindeki taşları dökmesi ve ince bir kuşku ve polisiye havası tadı da bırakması bence eserin en güzel yanlarından biridir.
Fuji-YamaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 2021699 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:30
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Albert Camus “Veba” oldu. Yazardan bugüne kadar okuduğum en akıcı ve özümsemesi en rahat romandı. Cezayir'in Oran kasabasında bir hastalık salgını baş gösterir. Fare leşleri kasabanın sokaklarında rastlanır. Bir zaman sonra leşlerin çoğalmasıyla insanların korkusu ve huzursuzluğu artmaya başlar. Ve anlaşılır ki kasaba halkı bir veba salgınıyla karşı karşıyadır. Şehrin karantinaya alınmasıyla insanlar, bir yandan salgınla boğuşma bir yandan sevdiklerini görememe hatta cenazelerine bile katılamama, ölüm korkusu sarar. Camus, romanda “umutsuzluğa kapılma”yı değil, ölümün her an gelebileceğine birlik ve beraberlikle umudu yeşerterek yaşamdan vazgeçmemeye dikkat çeker. Geçmiş çağlarda bu salgınlar yaşandı elbet ama yakın tarihimizde evet koronavirüs salgını bizlerinde ne yazık ki tecrübe ettiği, karantina altına girdiğimiz zamanları hatırlattı bana. Okurken o sıkışmışlığı hissetmek, hem psikolojik hem ekonomik buhranları, endişe dolu anları tekrar anımsamak acıttı. #kitapalıntıları &Bir savaş patladığında insanlar, “uzun sürmez bu, çok aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. &Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez... &Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak. &Evet sürekli olarak içimizde taşıdığımız o boşluk, o belirgin heyecan, mantıksızca geriye dönme ya da zamanın akışını hızlandırma isteği, belleğin o yanan okları; işte buydu sürgün duygusu. &Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Edebiyat & Roman
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Üç Silahşörler – Alexandre Dumas
9/10
·755 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:09
Bazı kitaplar vardır; kapağını açtığınızda ne bulacağınızı aşağı yukarı bilirsiniz. Kılıçlar çekilir, düellolar yapılır, düşmanlar alt edilir ve kahramanlar zafer kazanır. Üç Silahşörler'e de böyle başladım. Karşımda genç, ateşli ve gözü pek bir D'Artagnan; yanında ise maceradan maceraya koşan üç silahşör vardı. Fakat kitap ilerledikçe anladım ki bu hikâye sadece kılıçların değil, insanların da hikâyesiydi. D'Artagnan cesaretiyle, Porthos gösterişiyle, Aramis ise inancı ve zarafetiyle dikkat çekse de benim için kitabın asıl ağırlık merkezi Athos oldu. Çünkü Athos konuşmaktan çok susan, tepki vermekten çok gözlemleyen ve yaşadıklarını omzunda taşıyan bir adamdı. Onun sakinliği kayıtsızlıktan değil, bedeli ağır ödenmiş tecrübelerden geliyordu. Ne zaferler onu sarhoş etti ne de felaketler yıktı. Olacak olanın olduğunu kabul edecek kadar hayat görmüş bir karakterdi. Kitabın en büyük sürprizi ise Milady oldu. İlk ortaya çıktığında onun hakkında kesin bir hüküm vermek istemedim. Belki yaşadıkları onu bu hâle getirmiştir diye düşündüm. Fakat hikâye ilerledikçe gördüm ki Milady'nin meselesi yalnızca kötü talih ya da yanlış seçimler değildi. İnsanları kandırmak, kullanmak ve kendi çıkarları için harcamak onun karakterinin bir parçası hâline gelmişti. Felton'u kendi inançlarıyla vurup bir kuklaya dönüştürmesi, onun ne kadar tehlikeli olduğunu açıkça gösteriyordu. Bu yüzden kitabın sonunda aldığı ceza bana intikamdan çok gecikmiş bir hesaplaşma gibi geldi. Dumas'ın en büyük başarısı ise bütün bunları ağırlaştırmadan anlatabilmesi. Dostoyevski gibi insan ruhunun derinliklerinde kaybolmuyor, Balzac gibi toplumu mikroskop altına yatırmıyor. Ama buna rağmen karakterlerine ruh vermeyi başarıyor. Sayfalar akıp giderken bir macera romanı okuduğunuzu düşünüyorsunuz; kitap bittiğinde
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,4bin okunma