Sahipsiz Mezara Dönmüş İnsan - Kavli Garib Çoban
Vakit o vakit değil, taa ki kendimi affedene kadar. Yorulduğunda gelirim, ne kadar oldu olmayalı?.. Çünkü sevgi kuşu hep gönüldedir. B/aşka zamandayız insan insandan kendini, kendinden esirgiyor. Derin bir insan derin sorular sorar kendine. Derin bir gönül hayatınızın derinliklerine iner. İki zeki insan aşık olamaz, gerçek aşkın bir aptala ihtiyacı vardır. Bir bak bakalım, ne kavgalar verdiğin hayat. Ne kadar sürüyormuş?.. Bu kadarcık süre!.. Bütün o kavgalara değiyor muymuş?.. Sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Ahkaf-35) Sana temin ederim ki, yaşayabilmek için elimden gelen ve gelecekte de yapabileceğim her şeyi yapıyorum. Ey gönül bana inan. İki zeki insan aşık olamaz, gerçek aşkın bir aptala ihtiyacı vardır. Bir yere gitmeliyim, çok uzaklara. Yapmayacağım. O halde yeniden doğmalıyım, dönüşmeliyim!.. Kime, neye?.. Zamanında ölmek gibi. Ama sonuna kadar yaşamak. Dua böyle sesleniyor. Kendine layık ol. Ve putlarınıza cevaplamaya hazır olmayabileceğiniz sorular sorar. İki zeki insan aşık olamaz, gerçek aşkın bir aptala ihtiyacı vardır. Ve eğer bir gün gitmek istersen, benim için endişelenme, ben iyi olacağım. Dağda bir çoban çeşmesinin kıyısında diz çökerek, çamurla yeni bir kalp yapacağım kendime.
Fikri ve Ahlaki Devrime Neden İhtiyacımız Var?
🧠“İnsanlar nizamı yıkmak istiyor” nidaları ile sokakları inleten Arap protestoları gösterdi ki, adalet arayışının her geçen gün arttığı, yolsuzlukların had safhaya ulaştığı, doğruluk, dürüstlük gibi değerlerin artık sadece retorikte kaldığı ortamlarda ahlaki ve fikri devrimlere duyulan istek eskilerden daha fazladır. Bu yazı daha önce ahlak ve fikir üzerine yapılmış çalışmaların üzerine yeni şeyler eklemiyor, böyle bir iddiası da yok. Fakat halihazırda var olan sorunların ve özellikle can yakıcı Arap Baharı tecrübelerinin, fikir ve ahlak harmonisi ile aşılacağı vurgusunu tekrarladığı ve bu alanda bir farkındalık oluşturmak istediği kesin. Muhtevayı ise Cezayirli mütefekkir Malek Bennabi’nin, “medeniyetleri zengin yapan onların sahip olduğu nesnelerin niceliklerinin toplamı değil; ancak düşünce ve fikirlerinin sayısıdır” mucibince oluşturuyor ve Mağripli feylesof Taha Abdurrahman’ın ahlak projesi ile de bunu destekliyor. Tunus’un 11’inci Cumhurbaşkanı Moncef Marzouki tarafından kaleme alınan iki yazıdan esinlenerek derlenen bu düşünce yazısı, konuyu iç içe geçmiş iki perspektiften (fikir ve ahlak) ele alarak, Arap Baharı düzleminde uzun soluklu ve ciddi efor isteyen bir yol haritası ortaya çıkarmayı amaçlıyor. Bu hususta edilmiş bütün kelamların, uzun ve hararetli tartışmaların ardından bütün toplumlara ciddi merhaleler ile geldiği unutulmamalı ki artık kışa döndüğü söylenen; fakat görece nihayetlenmemiş Arap hareketlenmeleri bunun en güzel örneklerinden birini teşkil etmektedir. Ahlaka Dair __Moncef Marzouki “Muhtaç olduğumuz ahlaki devrim” adlı yazısında hasta, hemşire ve doktor örneğinden bahsederek sırasıyla disiplin, merhamet ve mesleki etik yoksa bütün düzenin çatlayacağına değinir. Yine bu minvalde, Malek Bennabi de bireylerin toplumu
Makale|Yazı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ALİYA İZZETBEGOVİÇ Hayat, Hakikat, Hürriyet
Aliya İzzetbegoviç, hayatını halkının özgürlüğüne adamış önemli bir siyasi liderdir. Birçok zorluklarla imtihan olan bir coğrafyada insanların birlikte nasıl yaşayabileceği sorusu üzerine özgün düşünceler üretmiştir. Savaşlar ve soykırımla yüzleşen Bosna Hersek halkının geleceği için ortaya koyduğu barışçı ve ahlaki siyasetle tüm dünyanın takdirini kazanmış bilge bir liderdir. Aliya’nın felsefi düşüncesinin temeli akıldır. ‘Bilge Lider’ olarak anılan Aliya, düşünceyi hayatının merkezine yerleştirmiştir. Onun; insan, ahlak, adalet, eşitlik, özgürlük ve İslam gibi konulardaki fikirleri doğrudan siyaset anlayışına kaynaklık etmiştir. Aynı zamanda kültürü; din, sanat, ahlak ve felsefenin uzantısı olarak görürken medeniyeti tekniğin, bilimin, tekâmülün ve beşeriyetin uzantısı olarak görür. O medeniyeti insanın tabiatla olan ilişki biçiminde anlamlandırırken, kültürü insanın kutsal ile kurduğu ilişki biçimleri ile açıklar. Aliya’nın siyaset felsefesinin ve medeniyet düşüncesinin temelinde ahlaklı bir mücadele vardır. Elinizdeki bu kitap, ‘siyaset felsefesi’ çerçevesinde Aliya İzzetbegoviç’in kültür ve medeniyet tasavvuru başta olmak üzere Bosna Hersek özelinde liderlik ve “filozof kimliği”ni öne çıkararak hayatı ve siyasi deneyimlerini ele almıştır.
1000Kitap
Huzurun anahtarı: Hürmet ve Muhabbet/Prof.Dr.Suat KIYAK
Bu kanalda nefes-kelam.blogspot.com sitesinde yer alan Prof.Dr. Suat KIYAK tarafından kaleme alınarak yayınlanan edebi, felsefi yazılar, popüler bilim yazıları, şiirlere dayalı metinler ele alınarak yayınlanacaktır. Bu ilk çalışma ile huzurunuzdayız, Bu çalışmada özetle; bireysel ve toplumsal huzurun anahtarı olarak görülen hürmet ve muhabbet kavramları arasındaki temel farkları felsefi bir derinlikle ele alınmaktadır. Yazara göre sevgi, gönüllülük esasına dayanan kişisel bir tercihken; saygı, her insanın varlığına karşı duyulması gereken zorunlu bir ahlaki sorumluluktur. Toplumsal barışın sürdürülebilmesi için sevginin eksildiği anlarda bile saygının ve nezaketin bir emniyet supabı olarak devreye girmesi gerektiği vurgulanmaktadır. İnsanın olgunluk seviyesi, farklı düşüncelere ve kişilik haklarına gösterdiği edep ve iç disiplin üzerinden tanımlanmaktadır. Sonuç olarak eser, sevginin hayatı güzelleştiren bir süs, saygının ise erdemli bir karakterin sarsılmaz temeli olduğunu savunan şiirsel bir anlatı ile sunulmaktadır. #nefes-kelam.blogspot.com #suatkıyak #muhabbet #sevgi #hürmet #saygi Youtube Kanalı Linki: youtube.com/watch?v=5d4ywyF...
Özden Kolcu'nun "İnsan İnsan Olunca" adlı eseri, bireyin kendini keşfetme yolculuğuna dair derinlemesine bir sorgulama sunuyor. Kitap, yalnızca bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda okuyucuyu kendi varoluşsal yolculuğuna davet ediyor. Eser, "Unutuş ve Uyanış Çağrısı" ile başlayan, varoluşun farklı katmanlarını keşfeden bir dizi "geçit" ve "merhale" üzerinden ilerliyor. "Beşer", "Hayvan" ve "İnsan" olmak üzere üç temel merhalenin incelendiği yapıda, yazar insanın potansiyelini ve gerçek benliğini bulma sürecini adım adım ele alıyor. Kitabın temel teması, insanın içindeki potansiyeli ortaya çıkararak, sadece biyolojik bir varlık olmaktan öteye geçip hakikatin aynasında kendini seyredebilen bir "insan" olabilme gayretidir. Kolcu, bu yolculukta okuyucuya ayna tutarken, "Aynalardaki Hayaletler", "Sıvı Aynalar Diyarı" gibi metaforlarla soyut kavramları somutlaştırıyor. Eserin güçlü yönü, karmaşık felsefi düşünceleri akıcı bir dille ve edebi bir yaklaşımla sunmasıdır. Kendiyle yüzleşmek, içsel dönüşüm yaşamak ve varoluşsal anlam arayışında olan okuyucular için bir rehber niteliği taşıyan "İnsan İnsan Olunca", insanın en yüce potansiyeline ulaşma yolunda ilham verici bir kaynak olarak öne çıkıyor. Bu kitap, kendi kabuğunu kırıp daha derin bir anlama ulaşmak isteyen herkes için okunmaya değer bir eserdir.
Ama budandikca fışkıran da bizleriz ölüyoruz, demek ki yaşanılacak. İsmet Özel