Öz-saygısı düşük olan ve bir başkası tarafından geçindirilme arzusu besleyen kadınlar için iletişim genelde zordur. Bazılarının kafası karışır, söylemek istediklerini unutur, doğru sözcükleri bulamaz, karşısındakinin gözünün içine bakamaz. Veya terler, kekeler, ya da sesi çatallaşır. Ya da birisi görüşlerine karşı çıktığı an tartışmanın akışını korumakta zorluk çeker. Özellikle karşı çıkan bir erkekse, telaşa kapılabilir, ağlayabilir.
İroniktir, işyerinde bir erkeğin bir kadını hedef alan sözlü tacizinin dünya çapında mesele edildiği, televizyonda gece gündüz her programda konuşulduğu bir kültürde yaşıyoruz ama, evde kadına yönelik süregiden, gündelik şiddet biçimlerine ciddi bir şekilde eğilemiyoruz.
Sevmeyi öğrenen kadınlar, ataerkil statükoya karşı en büyük tehdittir. Kadınlar sevemeyerek, erkeklerin onayını ve desteğini almanın varoluşları için sevmekten daha hayati olduğunu net bir biçimde gösterir.