Kadınların erkeklere ağırlıklı olarak verdiği tepki, daha ilk aşamada korkmak, kendi güvenliği için endişe duymak oldugu müddetçe, kadınların _ tüm kalpleriyle erkeklerden hoşlanabilecekleri bir dünyaya sahip olamayacağız.
Ortak duyguya sahip bir topluluk olmaksızın birey radikal kavrayışlarına sahip çıkamaz, kafa karışıklığı yaşar, bildiğini unutur... Birbirimizi cesaret, tahay yül ve bellek konularında yaratıcı adımlar atmaya davet ederiz ama, kadınların inisiyatiflerini tanıyan ve onaylayan bir kadınlar toplu luğu olmaksızın bunu gerçekleştirmek imkansızdır.
Kişisel gelişim kitapları ve terapiler bizleri genelde kendini sevme edimlerinin yaşamı daha iyi, daha mutlu kıldığına inanmaya teşvik eder. Bu nedenle kendimizi sevmeyi tercih ettiğimizde etrafımızda hınç uyandırmamız, biz kadınlar için özellikle kafa karıştırıcıdır.
Sadece kadınları etkileyen bazı "bağımlılık hastalıkları" vardır. Bunlardan birisi, ergenlik çağındaki kızların kendi yaşamlarım kontrol altına almaya yönelik üzücü, paradoksik çabaları içinde ölesiye diyet yaptıkları tuhaf bir açlık sendromu olan anorexia nervosa'dır. Her yıl her yüz ergen kızdan birisi, vücudun iflahını kesen bu anoreksi rejimine giriyor. Bu rejimi uygulayanların yüzde 10 kadarı sonuçta açlıktan ölmektedir.
"Uydumcu (boyun eğmeci) kişilikli kızlar, saygınlık kazanmak için büyük ölçüde bağımsızlık gerektiren bir şey yapma konusunda kendilerini mecbur hissederler. Engellendikleri zaman sahip oldukları tek bağımsızlığın, kendi bedenlerini kontrol etmek olduğuna inanırlar," diyor bu hastalık konusunda otorite olan Dr. Hilde Bruch
Araştırmalar, kızların, özellikle de zeki kızların özgüven alanında ağır sorunlar yaşadığını göstermektedir. Bu kızlar sürekli olarak kendi yeteneklerini küçümser.