Pusulanın Çinliler tarafından kullanıldığına dair kanıtlar nettir. Aletin ilk olarak eski feng shui sanatının bir parçası olarak binaların yönlerini belirlemek için kullanıldığı anlaşılıyor.
Feng Ye başını yavaşça çevirdi; o yırtıcı, keskin bakışlarını bir kurt gibi odadaki tüm yerel generallerin üzerinde gezdirdi: "Eğer askerler nizamı bozarsa, askerleri katledin. Eğer halk isyan ederse, halkı katledin! Ne pahasına olursa olsun bu asi ordusunun bu şehri ele geçirmesine, Dongting Gölü’ne hükmedip kılıçlarını Jiangnan’a doğrultmasına asla müsaade etmeyeceğiz!"
Odada çıt çıkmıyordu, tüm generaller korkuyla sustu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Feng Ye’nin gözleri keskin ve acımasızdı; zerre korku duymadan doğrudan ön saflara yürüdü, kendisine doğrultulmuş mızrak ormanıyla kafakafaya geldi. Tam mızrak uçları onu ve atını bir kirpiye çevirmek üzereyken, atının sırtından havaya doğru muazzam bir fırlayış yaptı, havada ters bir takla attı. Sırtındaki o parlak kırmızı pelerini adeta gökyüzünde süzülen kanlı bir şerit gibi dalgalandı ve Feng Ye, asi nizamının tam göbeğine ayak bastı! Elindeki uzun mızrağı yatay bir kavisle savurdu; çeliğin ete saplanma sesleri vadide yankılanırken, koca bir sıra asi askeri ayaklarının dibine seriliverdi.
Feng Ye henüz bu yıl on dokuzuna basmıştı; fakat Yan Sikong’un içinde tuhaf bir his vardı: Hayatı boyunca Feng Ye’nin bu uzaklaşan sırtını daha pek çok kez izlemek zorunda kalacaktı. Bir erkeğin hırsı ve idealleri uçsuz bucaksız ufuklara uzanırdı; içten içe onun için deliler gibi endişelense de, asla onun yoluna taş koymayacak, onu engellemeyecekti.
Dahası, hem kendisinin hem de Feng Ye’nin bu dünyada taşları yerinden oynatacak, tarihin akışını değiştirecek figürler olduğuna inancı tamdı.
Bahar avı alanındaki o korkusuz, neşeli ve pervasız Feng Ye... Günlük hayatındaki o çocuksu, muzip ama bir o kadar da şefkatli Feng Ye... ve şu an karşısında duran, düşmanının kemiklerini zerre gözünü kırpmadan un ufak eden bu karanlık, şeytani Feng Ye...
Feng Ye, gözlerinde biriken yaşlara rağmen gülümsedi:
"Sikong, ben gidiyorum. Bir sonraki karşılaşmamızda artık benim rakibim olmayacaksın."
Yuan Sikong da gülümsedi: "Bir sonraki karşılaşmamızda rakip olmayacağız."
O zaman, yan yana omuz omuza savaşan dostlar ve yoldaşlar olacaklardı.