Kübra

Son üç asırdan (18,19 ve 20. asırlardan) beri, tâlim ve terbiyede "beş duyunun" rolüne, büyük ağırlık verilmiş bulunmaktadır. Gerçekten de "maddeyi" ve "maddî tezahürleri", tanımada, anlamada ve yorumlamada "beş duyunun" rolünü kimse küçümseyemez. Ancak, unutmamak gerekir ki, "beş duyu", belli sahalarda, belli ölçüler içinde "beşer idrakine" yardım edebilir. Sahası dışında işe yaramaz. Bilfarz, göz, görme işinde fonksiyoneldir de "koku" almada işe yaramaz. Yine "kulak", sesleri işitir de renkleri duyamaz. Tıpkı bunun gibi, "beş duyu", maddenin ve maddî tezahürlerin idrakine yardım edebilir de, "ruhu tanımada" âciz kalır. Çünkü, ruh, maddeden "türeme" değildir. O, Allah'ın yarattığı ve "beş duyudan gizlediği" bir keyfiyettir. "Beş duyu", keyfiyet âlemini inkâr edemediği gibi, müşahhas olarak yakalayamaz da.
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İslâm, bizi Allah'a götürmeyen mantığa, "akl-ı sakîm" adını verir. "Akl-ı selim" ise, Allah'a yol bulan akıldır
Edebiyat
"Diyalektik", Batı'da, iki kişinin, belli bir konuda, karşılıklı konuşmaları ve tartışmaları manasında kullanılır. İslâm medeniyetinde, "diyalektik" sözü yerine "tekellüm" yahut "cedel" sözü kullanılırdı
Edebiyat
Kıskançlık, eksilmiş hissetmekten Kin, koparılmış hissetmekten ileri gelir
Edebiyat
Zahiri Güzellik güneş gibidir, ondan herkes ram alır. Bâtınî Güzellik ise keşf ister, keşf gözü olmayan onun güzelligini göremez. Ruh ve bakış derinleştikçe, güzellik fiziki güzellikten meta-fizik güzellige terfi ediyor bu yüzden.
Edebiyat