“Kuşkusuz, hangi duanın Allah katında makbul olacağına dair kimsenin elinde bir senet bulunmuyor. Ancak dua ile bir talepte bulunan kimsenin talep ettiği hususu gerçekleştirmek üzere eyleme geçmesi gerektiğini düşünebiliriz. Bu demektir ki, bir şeye "ol!" buyruğunu veren kimse neyin olmasını istiyorsa onun olmasını gerçekleştirmek için eyleme girişmeye de hazır olmak gerekiyor.
bir ülkede İslâm hukukunu uygulamaya hazır insanlar mevcut olmadıkça orada mücerret İslâm'ın hükümleri uygulamaya konulmuş olsa bile, bu durum İslâmî bir anlam ifade etmeyecektir.
“Benim için reel olan tek şey, şu an içinde yaşadığım toplumsal/siyasal ortamın şartlarıdır. Bana düşense, İslâmdışı şartları İslâm'ın terimlerine dönüştürmek değil, fakat bu şartları bertaraf ederek İslâm'ı yeniden kendi hayatımda (ve sonuçta tüm toplum hayatında) yaşanır hale getirmektir. İşte bu yüzden İslâm'ın, içinde yaşadığımız ortamın gerçek şartlarından fışkıracağını söyleyebilmekteyiz.”