Artık çok az şeyden eminim hayatta. Emin olmak ve güven duygusuyla ilgili serüvenimiz, deneyimlerimiz sonucu zaman içinde, kazanılmış güven, kaybedilmiş güven diye ikiye ayrılıyor. Kazanılmış güven, daha çok kendimize ilişkin bir iç alan oluştururken, kaybedilmiş güvense ne yazık ki, hayata karşı çok daha geniş bir alanı kaplıyor.
Yetenek diye herkese eşit dağıtılmayan bir şeyin varlığını kabul ediyorlar çünkü. Bu adaletsizliği de dünyanın diğer adaletsizliklerinim yanına koymaya razılar.
O zaman da sakınmak istediğim gizli bir coşkuluk taşıyordum besbelli. Yıllar yılı baraj üstüne baraj çekmekten yüreğim kürt olmuş. Şiir de yazmıyordum. Şiirin büyüsü çekip gitmişti hayatımdan. Daha da ağırbaşlı olmuştum. Ağırbaşlı olmayı olgunluk sayan bir toplumda genelgeçer bir imge edinmiş idare edip gidiyordum. İçimdeki sessiz fırtınalardan kimselerin haberi yoktu, yıllar yılı da olmadı. (Oh olsun) Hep bekledim, hep beni görsünler, keşfetsinler, anlasınlar diye bekledim.