Ferda

"Primo daldı. Bedbaht milletini, kendi varlığına düşman, kendi Türk kuvvetini, Türk hükümetini içinde öldürüp düşman kuvvetine mesnet olan zavallı, idraksiz zabitlerin ne kadar budala ve sersem olmaları icap ettiğini düşünmeğe başladı.Bahçede kiraz ağacının üzerindeki serçeler bile diğer kuşlara karışmıyorlar, bir cins, bir millet olarak geçinmiyorlar mıydı? Bir serçe var mıydı ki, kendi kümesini bıraksın da, gitsin kargalara, güvercinlere karışsın? Demek kendi milletlerinden, kendi sürülerinden ayrılan, yabancı ve düşman milletlerin kuvvetlerine karışan Türk zabitlerinde şu serçecikler kadar idrak, basiret, asalet yoktu..."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"...İlk defa Fransa'yı hatırladı. Daima fazilete, insaniyete hizmet ettiğini haykıran bu millet yüz senedir Afrika'yı kana boyuyor, sahranın silâhsız, saf, masum, munis halûk ve asîl evlâtlarını mitralyözlerle öldürüyor, âsude şehirleri, sakin yuvaları serî ateşli toplarla yıkıyor, hiçbir kabahati olmayan koca bir milleti esir yapıyor; vatanlarını, mallarını çalıyor; ırzlarını, hayatlarını, ruhlarını zaptediyordu."
şimdi unuttuğun bir şiir defterinde o dize gençliğin yalap yalap yandığı bir gün gibi duruyor solgun bir yaprak, gül kurusu, nisanlardan yağmur ömrüne sığmış kentlerden rüzgâr, sevgililerden mektup dostlardan selam ve sonsuz düşlerle ara sokaklarda koşan çocukluğun taş köprülerin iki yanı ayrılık yıkılsın, yıkılsın ötegeçelerden duyulmuyor sesimiz kısık şimdi unuttuğun bir şiir defterinde o dize gençliğin yalap yalap vurduğu bir gün gibi duruyor
Sayfa 24·Kitabı okudu
Belki de bundan alınacak ders falan yoktu. Bunların bir anlamı da yoktu belki. Hayatın da olmadığı gibi. Sonunda hep iyiler kazanmaz, bazen kötüler de cezasız kurtulurlar, ilahî adalet bile eninde sonunda insan için bir avuntuydu, yaşamın ötesinde de sevapların ve günahların tartılacağı bir terazi falan yoktu belki de. Sadece koca bir dünya, aynı anda nefes alan milyarlarca varlık, sonsuz bir evren, bütün bunların ortasında da insan. Tabiatın bir "hatası" gibi galakside tek başına kozmosun ortasında bir göz kırpış gibi yararsız, yine de, tarafgir bir gücün tutsağı olduğunu bilmek pahasına, bir varlık nedeni olduğuna inanmak zorunda olan insan.
Kaleyi içinden fethetmek, dışından zorlamaktan çok kolaydır.
"Toplumları yok etmek için katliamlara gerek yoktur. Demografik değişimle adeta bir Ortadoğu ülkesi haline getirilen Türkiye’de toplum, stratejik göç mühendisliği ile yok edilmek isteniyor. Türk topraklarında bir Türksüzleştirme politikası izleniyor, iktidar kendine yabancı seçmenle yeni bir toplum yaratıyor. Peki ya Türkler?"