küçüklüğünden gelen bir çekingenliği ve baskın bir yalnızlık duygusu vardı. Bu duygular ona hiçbir nesnenin cansız olarak tanımlanmaması gerektiğini öğretmişti. İyice dinlenen ve şevkat gösterilen her şeyin sıkı bir dost olabileceğini öğrenmişti.
Erika‘nın böyle önemsiz şeylerden büyük hazlar duymaya ihtiyacı vardı. Bu aşkın yalnızca onu sarıp sarmalayacak parıltılı bir ışık olmasını beklemiyordu, bu aşkın ruhunun en derininden gelmesini istiyordu.