“Şakalarınızın komik olmadığını biliyorsunuz ama edebi değer taşıdıkları için de son derece memnunsunuz. Belki de gerçekten acı çektiniz ama kendi acınıza bile hiç saygınız yok. İçten olabilirsiniz ama alçakgönüllü değilsiniz kibirinizden dolayı samimiyetinizin reklamını yapıp kendinizi rezil ediyorsunuz. Şüphesiz bir şey söylemek istiyorsunuz ama son sözünüzü korkudan saklıyorsunuz çünkü onu söyleyecek cesaretiniz yok, çünkü korkaksınız. Çok şeyi bilmekle övünüyorsun ama bulunduğun yerden emin değilsin çünkü aklın çalışıyor olsa da yüreğin karanlık ve kirli ! Ve saf bir yüreğin olmadan tam, gerçek bir bilince sahip olamazsınız. Nasıl da sırnaşıksınız, nasıl da ısrar ediyor ve yüzünüzü buruşturuyorsunuz! Yalanlar, yalanlar, yalanlar!”
Acı çekmek bilincin yegane kaynağıdır. En başta bilincin insanlığın en büyük talihsizliği olduğunu söylesem de insanların onu yücelttiğini ve ondan hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini biliyorum.