Biz de sessizlik hüküm sürüyordu. Ben de küçük yaşta sessizliğe, suskunluğa alıştım. Çok konuşan, bir şeylerin üstünü örtüyordur. Tutarlı bir biçimde susarsa, bir şeylere kanidir.
Ve ben,ben şimdi ellimi geçtim. Yaşlanıyorum. Uykum kötü, gecenin yarısını karanlıkta gözüm açık yatarak geçiriyorum; tıpkı ölülerin arasındaki bir acemi gibi.
Günün birinde durulursun. Artık mutluluk özlemi çekmezsin ama kendini kandırılmış ve soyulmuş gibi de hissetmezsin. Günün birinde her şeyi bir görüp cezayı ve ödülü bir gün her şeyden payına düşen kadarını aldığını çok net görürsün. onlar için fazla yüklü olduğun ya da yeterince cesur olmadığı şeyleri alamamışsındır. Hepsi bu. Bu bir mutluluk değil, bir kabullenme, idrak ve huzurdur. Bir gün bu noktaya da gelinir. Sadece bedeli çok yüksektir.
Bir insanın kayıtsız şartsız sevilmeyi kabul etmesi büyük cesaret ister . kahramanlık değilse bile cesaret. Çoğu insan sevgiyi ne almayı ne de vermeyi bilir; çünkü ödlektir, kibirlidir, korkuları vardır. Sevgi verdiği zaman utanır ve diğerine teslim olup sırrını paylaştığı zaman daha da fazla utanır bu üzücü sırrı şudur ki, insan şefkate ihtiyacı vardır, onsuz yaşayamaz.