"Biruni, Türk ve İslam ile Yunan ve Roma, aynı şekilde Hint kültürünü yakından tanıyan bir bilgindir. O bu kültürleri, onlardaki dini ve felsefi düşünceleri karşılaştırmalı olarak inceliyor ve bütün bunlardan sonra şunları söylüyor: Hindistan'da, Yunan ve Roma topraklarında her şeyin bir putu ve ilahı vardır, hatta hırsızlık ilahları bile. Durum bu olunca bu kültürlerin bilginleri, adeta her şeyi tabu gibi görme psikolojisine sahip oldukları için nesnelere sadece dışarıdan bakarak sadece zihinsel çıkasımalara bakarak düşünce üretmişlerdir. Nesnelerin içine dokunmayı gerektiren, deney ve tecrübeye dayanan bilim üretmemişlerdir. Hatta bu eski kültürler içinde en iyisi Yunan kültürü olmasına rağmen Yunanlı filozofların metafizik düşüncelerinin mitolojik olduğunu iddia eder."
Sayfa 57 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları·Kitabı okuyor
"...Bir mumya, kötü bir ruh, içimizi talan eden bir hiçlik, boşluk sefaleti...Bir şeyler ölsün bu içimizde, ölsün, tıpkı tuz altında kalmış bir salyangoz gibi."
" Zaman, acıma bilmez çarklarını, her gün bir şeyleri silip götürerek durmadan döndürmüştür. Bir şeyler unutulmuştur, kaçıp gitmiştir, yok olmuştur. Yeni bir yaşamanın şartları, kendi varlığını kabul ettirmiştir. Gaddarlıkla merhametin ortaklığıdır bu. Ayrılmaz biçimde birbirinin içine girmişlerdir. Zaman, belki de böylece çekilir olmaktadır. Ama insan, gene de eskir. Eskimeyen zamandır. "